PAYLAŞ
Çilingöz

Binkılıç – Çilingöz Loop Yürüyüş Rotası

Merhaba ey a dostlar! Daha önce yürüdüğümüz Çatalca Çilingöz rotasını aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz.

https://umit.net/catalca-cilingoz/

Bu sefer tekrar Çilingöz rotası yapıyoruz. Bazı yollar aynı, bazı yollar farklı. Bir tepe sağdan değil de, bir tepe soldan yürümüşüz, aralarda birleşmişiz eski rota ile. Bu seferki farkımız, direk Binkılıç köyünden çıkışa başladık. Köyün girişindeki mezarlığın biraz ilerisinden kendimizi ormanın içerisine attık. Ama o nasıl bir kendini atmaktır… Hani Ağustos ayında 40 derece sıcaklıkta kendinizi soğuk sulara bırakırsınız ve fos diye bir ses çıkar ya. Plaza çalışanları çok iyi bilirler, kendinizi doğaya bıraktığınızda da buna benzer bir ses çıkar beyninizden. Hatta plaza deyişi ile, “buna benzer bir ses çıkıyor olur beyninizden..” Neyse efendim, bir zaman set edelim ve call yapıyor olalım olur mu? Olmaz mı e canlar?

Çilingöz – Tyler Durden ?

Bakın plaza deyince aklıma Tyler Durden geldi. Plazanın patlama sahnesi. Yanlış mı hatırlıyorum, filmi izleyeli bayağı olmuştu. Kitabını okuyamadık. Hayır ben demiyorum o diyor;  ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. Ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtulmam olanaksızmış. İsa çarmıha gerilerek yapmış bunu. Sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, bu bir hafta sonu tatili değil. Bu işi böyle yarım yamalak yapamazsın artık”.

Yani Anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğacağız. Düşeceğiz ve kalkacağız. Sonra tekrar düşeceğiz ve sonra tekrar kalkacağız. Diğer türlü hileli oyun oynamaya benzemez mi?

Bana kalırsa bu yüzyılın derdini plaza beyaz yakalıları çekiyor. Biz Üniversite’de okurken, öhöm öhöm yani Boğaziçi Üniversitesi’nde, nasıl da boğaziçili olduğumu belirttim ama. Rasim, boğaziçi terk.. Ben şansa bitirdim. Erdin mi diyeceksin bitirince, yok hayır öyle birşey olmadı. Neyse efendim 2000’li yıllara kadar beyaz yaka fena kazanmıyordu. Ama milenyumdan sonra, bana kalırsa tarlan olsa daha iyiydi. Daha önce demişmiydim Rasim boğaziçi terk diye. Ehem. J.

ÖNEMLİ OLAN VARMAK DEĞİL, YOLDA OLMAKTIR…

Çilingöz Havası

Mezarlığın ilerisine arabayı parkedip ormandan içeriye doğru giriyoruz. Hava aşağı yukarı 13 derece, hafif kapalı. Yağmur yok fakat patika yollar nemli ve az güneş gören yerlerde ufak su birikintileri var.  Yürümeye başlıyoruz, ilerledikçe ağaçlar sıklaşıyor. Sanki patika yolun altında tüm ağaç kökleri birleşmiş, birbirlerinin içine geçmiş ve sanki tüm orman aslında tek bir varlık gibi, bu ormanda hiçbirşey birbirinden bağımsız değil gibi.

“Patika yoldan ayrılma, patika yoldan ayrılma” diyor Rasim. Ağaçlar daha da sıklaşıyor, neredeyse güneşi tamamen kaybediyoruz artık. Sadece bir iki ışık hüzmesi ağaç dallarından içeriye girebiliyor. Nefes almakta zorlanıyoruz. Hava boğuk, nemli… Sanki ağaçlardan oluşan bir mağaranın içine girmişiz. Patikayı tamamen kaybetmiş durumdayız, yerler nemli sonbahar yaprakları ile dolu. Boşluğa basıyormuşum gibi bir hissiyat var içimde, yaprakların altı boş gibi. “Kendinde misin?” diyorum Rasim’e. “Kendin ne ki” diyor Rasim.

Anlamıyorum ama o da anlamıyor. İlerliyoruz, nereye gittiğimizi bilmeden. Ne kadar yürüdük, hangi yöne doğru yürüdük farkında değiliz.

Çilingöz Gaipten Sesler ?

“Duydun mu sesi?” diyor Rasim; “şşşşşş.”

Kulak kabartıyorum.  Ses gittikçe yaklaşıyor.

“Saklan!!!” diyorum Rasim’e; “Şu dalların arkasına geç.”

Ses yaklaşıyor ama ortada kimse yok. Sesin ne dediğini anlamıyoruz.

“Hangi dil bu?” diye soruyor Rasim,

“Bilmiyorum..”.

Ses artık kafamızın içinde. Dışarıdan duymuyoruz, hayır. Ses tamamen içimizde.

“Bu iç sesimiz mi?” diyorum, sesli düşünüyorum sadece.

“İç sesimiz dışarıdan mı geldi?” diyor Rasim.

Ben hiçbirşey anlamıyorum. “İç sesimiz dışarıya dolaşmaya çıktı, tekrar mı geldi?” diye soruyorum.

Rasim, “yoksa dışarıdaki birşey iç sesimiz mi oldu” diyor.

“İç sesin senden farklı birşey değil ki?”

“Evet değil” diyor Rasim. O zaman burada ne oluyor?

İnandınız mı yürüyüşün böyle geçtiğine…  Hayır öyle geçmedi, bakın böyle geçti..

OOO PAPATYA !!

Mezarlığın ilerisine arabayı parkedip ormandan içeriye doğru giriyoruz. Hava aşağı yukarı 13 derece, hafif kapalı. Yağmur yok fakat patika yollar nemli ve az güneş gören yerlerde ufak su birikintileri var.  Yürümeye başlıyoruz, ilerledikçe ağaçlar sıklaşıyor.

Patika yolun sağ tarfında ufak bir dere akıyor, yaklaşık olarak patikadan 15 metre aşağıda, çukurda kalıyor. Patikanın sol tarafında ise kayalıklar var. Zaman zaman kayalıklardan dereye doğru akan su kaynakları görüyoruz. Gözümüze kestirdiğimiz temiz bir su kaynağından termoslarımızı doldurup, yola devam etmeye karar veriyoruz. İçtiğimiz su o kadar güzel ki!!.

“Bunun PH’ı kaç sence Rasim?” diyorum. Çünkü Rasim sudan anlar, PH’ını kafadan tahmin eder.

“Yedi” diyor Rasim. Hmmm.

Suyu içtikten sonra pipomu çıkarıyorum, güzelce bir tüttürmek için. Rasim tütün içtiğim için söyleniyor o sırada. Bir tuhaf hissetmeye başlıyorum, sanki kafam bulanık gibi, beynimdeki sular çekilmiş, hafif sarhoş gibi.

“Hafif başım dönüyor sende bir gariplik var mı?”

“Bende de bir tuhaflık var” diyor Rasim. “Kaldır perdeyi kaldır perdeyi!!”

“Ne perdesi yav” diyorum.

“İsis’in peçesi…” diyor Rasim.

“Occam’ın usturası” diyorum… Ne diyorum? Ne diyoruz?

“Bak!” diyor Rasim; “ileride papatyalardan yapılmış bir kapı var.”

“Oooo papatya…”

Yerden yaklaşık üç metre yükselikte papatyalardan yapılmış bir kapı. İki kişinin zorlukla geçeceği boyutta, dikdörtgen şeklinde. Kapının ardı gözükmüyor. Kapıya doğru yürüyoruz yavaş yavaş.

“Bak bu Pandora’nın kapısı” diyor Rasim.

“Olm o kapı değil, kutu…” diyorum, halsizim.

“Demek ki sonradan kapısını da yapmışlar” diyor Rasim, ağır aksak yürürken.

“Ne diyor bu şimdi” diyorum içimden. Kapıya yaklaşıp önünde duruyoruz… Elim kapıya doğru uzanıyor, aralıyorum….

İnandınız mı yürüyüşün böyle geçtiğine… J Hayır öyle geçmedi, bakın böyle geçti..

Çilingöz ANAHTARCI

Mezarlığın ilerisine arabayı parkedip ormandan içeriye doğru giriyoruz. Hava aşağı yukarı 13 derece, hafif kapalı. Yağmur yok fakat patika yollar nemli ve az güneş gören yerlerde ufak su birikintileri var.  Yürümeye başlıyoruz, ilerledikçe ağaçlar sıklaşıyor.

Yaklaşık olarak beş km kadar bu şekilde yürüyoruz. Beşinci kilometre sonunda düzlük bir alana çıkıyoruz, hafif bir rüzgar çimenleri yalayarak ormana kavuşuyor. Burası oldukça açıklık bir alan, ferah. Boğucu ormandan sonra bize çok iyi hissettiyor. Hani bazen birşeyi beklersiniz ve sonucu iyi de olsa kötü de olsa rahatlarsınız ya, onun gibi.

“Çıkar çıkar,” diyorum Rasim’e, “Çıkar bizim nevaleleri, burada birşeyler atıştıralım.”

Çilingöz Gaipten Ses 2

“Sesi duyuyor musun” diyor Rasim.

Hakkatten de bir ses var. Hani tren geçmeden önce bir çan sesi olur ya. Tam da ona benziyor.

Bir iki saniye içerisinde ses şiddetleniyor ve yüz metre kadar önümüzden kırmızı bir tren duruyor. Rasim ile birbirimize şaşkınlıkla bakıyoruz. Demiryolu olmayan ormanın ortasından nasıl tren geçer? Kırmızı trenden yaşlıca bir adam iniyor. Üzerinde eskimiş kıyafetler, hafif çamurlu ayakkabısı ve bel kemerine takılmış olan anahtarları ile bize doğru gelmeye başlıyor. Tren tekrar hareket edip gidiyor.

“Bu ne şimdi” diyor Rasim, korku ve şaşkınlıkla.

“Bilmiyorum… Kaçsak mı kalsak mı diye düşünmüyor değilim.” Kalmaya karar veriyoruz. Merakımız ve cesaretimiz üstün çıkıyor.

Anahtarcı yavaş yavaş ilerliyor ve biz bekliyoruz.

“Ormanda aradığınızı buldunuz mu” diyor Anahtarcı.

“Burada nasıl tren geçebilir ayrıca sen kimsin?” diyor Rasim.

“Ben Anahtarcıyım, kapıları açarım” diyor yaşlıca adam.

“Ne kapısı” diye lafa atılıyorum ben, korkmuyor değilim.

“Potansiyellerinin kapısı…”

“Potansiyel mi?” diyor Rasim.

Kafa sallıyor Anahtarcı..

Rasim ile tekrar göz göze geliyoruz. “Manyak mı lan bu…”

Anahtarcı bize birer anahtar uzatıyor.

Rasim bana dönüyor; “Olm artık yürüyüşü yaz.” Anahtarcı uzattığı anahtarlar ile donmuş durumda, herşey donmuş durumda, esen rüzgar dahi.

“Tamam ya, yazıyorum işte.”

İnandınız mı yürüyüşün böyle geçtiğine… J Hayır öyle geçmedi, bakın böyle geçti (bu sefer gerçek)..

Çilingöz YÜRÜYÜŞ

Mezarlığın ilerisine arabayı parkedip içeriye doğru giriyoruz. Hava aşağı yukarı 13 derece, hafif kapalı. Yağmur yok fakat patika yollar nemli ve az güneş gören yerlerde ufak su birikintileri var. Patika yola girdiğiniz an, sol tarafta bir ev ve evde üç adet havlayan köpek mevcut. Köpeksavarlarımızı çıkardık fakat çok birşey yapmadılar, kendi bölgelerini koruyorlardı.

Binkılıç – Çilingöz arası çeşitli patikalar mevcut. Köyden başladığınız rotalarda genel olarak bir 100-150 metre kadar çıkış var, aşağı yukarı 7-8 km ‘de. Daha sonra yol Çilingöz’e doğru hafif eğim ile – %5 civarı- inişe geçiyor ve kolay bir rota oluyor.

Haritalardan da görebileceğiniz gibi, biz hem inişini hem çıkışını gerçekleştirdik.  Burada sıkça yürünen iki rotayı birleştirdik.

Aklıma gelmişken söyleyeyim, yolda iki adet şok cihazı düşürdük. Rasim saolsun, çok güzel yerlere koymuş şok cihazlarını.

Gidiş yolu üzerlerinde su damarları mevcut. Yazın kuruyordur büyük ihtimal ile ama bu mevsimde rotada su sıkıntısı yok. Dönüş yolunda ise su damarı göremedik. Dolayısı ile giderken kap kacaklarınızı doldurmanızı öneririz.

Genel olarak rahat bir yürüyüş rotası, yolda başka gruplarla da karşılaştık. Köylüler yürüyüşçülere oldukça alışkın, uzaydan gelmişsiniz gibi bakmıyorlar. Gerçi ben Jupiter’den geldim ama anlamadılar.

Jupiter sizi korusun…

yazan minikeci




 

Binkılıç Çilingöz Rotası Gerçekler

Bu fantastik hikayesi için sevgili beyaz yakalı minikeci’ye teşekkür ederim. Biraz da olayın gerçeklerinden bahsedelim. Daha önce 2 kez Binkılıç’ta doğa yürüyüşü yapmıştık. 1 sefer ise Binkılıç’ta tepeden Çilingöz ‘e inmiştik. Bu kez rotayı zorlaştırmak amacıyla direkt olarak Binkılıç’tan başlayıp Çilingöz’e inmeye karar verdik.

Çilingöz Rotası Öncesi

Binkılıç ‘ta rotaya başlayacağımız nokta yaklaşık 150 metre yükseklikte. Maksimum çıkacağımız yükseklik 400 metrenin biraz üstünde olacaktı. Tekrar Çilingöz de ineceğimiz yükseklik ise 50 metre olacaktı. Kaba bir hesapla 150 metreden 400 e çıkarken 250 metre, sonra Çilingöz den tekrar çıkarken de 350 metre yükseklik kazanacaktık. Bu da totalde 600 metre kadar yükseklik kazancı demektir. Rotada çok fazla iniş çıkış ve zig-zag lar gözükmüyor google earth ten baktığımda.

600 metre yüksekliğe sahip totalde 35km civarında sürecek bir hike çok zorlayıcı olmayacaktır diye düşünmüştüm. Ancak yaklaşık 1 ay önce bölgede olan sel felaketi yolları gerçekten çok bozmuş. Yürüyüş sürecinde sürekli sert taşlara basmak zorunda kaldık. Ara sıra çamura bata çıka gittik. Tabi ıslak zeminlerde minikeci bana gore-tex ve vibram destekli outdoor ayakkabı sahibi olması nedeniyle üstünlük sağladı. Benim gariban su geçiren outdoor dan çok koşu ayakkabısı olan ayakkabılarım yinede beni yarı yolda bırakmadı.

Bir gün benimde altı vibram üstü gore-tex outdoor ayakkabım olacak. Belki yarın belki yarından da yakın nede olsa Black Friday’ler bizim.

Çilingöz Rotası Verileri

Veriler Garmin e-Trex 35 ten alınmıştır. Bu verilerde %5 hata payı olabilir.

Mesafe : 34.07 Km

Toplam Hareket Süresi : 8 Saat 27 Dakika

Toplam Geçen Süre (Molalarla) : 9 Saat 22 Dakika.

Yükseklik Kazancı : 761 Metre

BölümSüreHareket SüresiMesafeYükselmeAlçalma
100:18:3600:16:481675
200:18:2600:18:041911
300:16:5800:16:211441
400:16:1400:15:1112012
500:16:0300:15:261102
600:14:1100:13:381197
700:13:3900:13:301173
800:16:1100:15:511050
900:14:1800:14:161128
1000:16:2500:15:231338
1100:15:2800:15:121241
1200:25:1000:21:02195
1300:17:4400:16:491431
1400:13:3500:11:131532
1500:14:3900:14:2811248
1600:14:5500:14:331564
1700:18:0800:17:3315217
1801:00:3300:22:0416014
1900:12:5700:12:571370
2000:12:3000:12:251272
2100:12:3900:12:361463
2200:12:2000:12:181580
2300:12:4300:12:391404
2400:11:5900:11:471223
2500:12:2900:12:241723
2600:13:4500:13:3812310
2700:14:3500:13:541306
2800:12:5300:12:311617
2900:13:0200:13:001926
3000:16:0000:15:3511028
3100:17:1400:16:531080
3200:15:0000:14:241068
3300:14:5600:14:351036
3400:14:1100:14:111937
3500:01:1300:00:520.0704
Toplam09:21:5908:27:2134.07761764

 

Çilingöz Rotası Değerlendirmeleri

Rota gördüğünüz gibi beklediğim yükseltiden daha fazla çıktı. 600 metre yükselme beklerken 761 metre yükselme oldu. Yinede 34 km bir rota için basit ve tatlı bir eğim diyebiliriz. Çok zorlayan sürekli yükselen bir eğim yok. Sadece dönüş yolunda 16. km ile 23. km arası biraz zorlayabilir. Bu zorlamada moladan sonra yemekleri yiyip suları içtikten sonra olduğu için açıkcası çok zorlu değildi.

Rota da beni zorlayan noktalardan biri de dönüş yolunda karanlığa kalmaktan korkan minikeci’nin aşırı hızlı bir şekilde çıkmasıydı. 50 metre yükselme olan bir doğa rotasında 1km yi 12 dakikada kat edecek şekilde yükselme sağlıklı değil. Olması geren 14-15 dakika idi. Ancak dediğim gibi karanlığa kalmaktan korkunca minikeci coştu gitti.

Zaman zorlayıcı olabilir sonuçta 10 saat kadar rota yürüyüşü yapmak heleki gün ışığının az olduğu bu günlerde zorlayabilir. Rotanın büyük bir kısmının orman içi geçmesi doğru güzgün patika olmaması , patika olan yerlerin ise çamur deryası olması zorlayıcı nedenler. Yerler irili ufaklı taşlarla kaplı ve bu taşların üstüne bastığınızda eğer outdoor ayakkabınızın koruması yoksa, tabanı kalın değilse canınız yanabilir.

Bu rotada pek dere geçişi yok ancak önceki Binkılıç rotamız tamamen dere kenarından idi. Dere geçişi olsaydı beni bu su geçiren ayakkabım ile zorlardı.

Çilingöz Rotası başlangıç

Çilingöz Rotası Başlangıç

Rotaya başladığımız nokta burası. Sevgili minikeci az ilerde bize saldıracak köpekleri kesiyor. Binkılıç merkezinden mezarlığa doğru gidip mezarlığı 2 km kadar geçtiğinizde rota başlangıcına ulaşıyorsunuz.

Yol 34 km, elimizde yürüyüş batonları, sürekli gps’i kontrol etmek, sırtımızda yük ve zaman sorunundan dolayı fotoğrafları düşünerek yada tripod kurarak çekemedim. Elimde ki lenste manuel bir lens olduğu için diyafram ve netlik ayarlaması istiyor ama dediğim gibi zaman yok. Bu nedenle fotoğraflar sadece fikir verme amaçlıdır , sanat kaygısı taşımamaktadır :).

çilingöz ilk yükselme

Çilingöz ilk Yükselme

Rotanın ilk 3 km’si sert yükselişle başlıyor. İlk metrelerde zorlanan minikeci’yi daha yüksek bir yerde beklerken bir taraftanda bulutları kesiyordum. Yağmur yağar mı diye ? Meteoroloji yağmur yağmaz demişti ancak onlara ne kadar güvenilir ki ? Eğer yağmur yağsaydı çok zor bir rota olabilirdi. Özellikle minikeci için.

Çilingöz Rotası ve Sonbahar

Binkılıç’tan çıkıp ilk 3km yükselmeyi tamamladıktan sonra yavaş yavaş orman içine giriyoruz. Minikeci’den hızlı gidip bulabildiğim ekstra 20 saniyede bu kareyi çekerken minikeci bana vakit tanımamak için hızlanmış ve hadi fotoğraf çekmenin zamanı değil diyordu. Gelde netleme yap, düzleme yap, kadraj bul, diyafram ayarla, enstantane düşün … zaman yok. Elden ne gelir.

Çilingöz

Çilingöz Rotası ve Yolayrımları

Bu Binkılıç – Çilingöz rotasını sevme nedenlerimden biri de çok fazla alternatif rota ve yol ayrımları olması. Biz soldan gittik ama sağ nereye gidiyor diyede merak etmeden geçmedim. Özellikle bu noktada mükemmel bir akustik vardı. Kendi sesim çok güzel bir şekilde yankılanıyordu. Burda bir gün çadır mı kursam hayallerini yaşarken ve bir sonraki fotoğrafın açısını düşünürken yanımdan bir keçi geçti ve gürledi. “Hadi fotoğraf çekmenin zamanı değil”. Doğayı inceleyemeceksem yaşayamacaksam neden doğadayım diye düşünürken sevgili beyazyakalı keçi kaptırıp gidiyordu. Koşup kendisine yetiştim.

 

çilingöz ve çamurlar

Çilingöz Rotası ve Su Birikintileri

Rota üzerinde bolca su birikitileri var. Üzerleri de yapraklarla kaplı olduğundan bazen su birikintisi olduğunu bile anlamıyorsunuz. Burada değil ama rota boyunca 1-2 kez böyle tuzağa düşüp ıslandım. Hazır minikeci bu rotayla boğuşurken bende bu kareyi çektim. Böyle yerlerde ben genelde orman içine girip sonra tekrar yola geri döndüm.

çilingöz ve minikeci

Çilingöz ve Minikeci

Bizim minikeci bu yollara basıp hızla ilerliyordu. Neye bastığının farkında bile değildi. Çevresinde ki güzelliklerden bi haber sanki bir  şeye yetişecekmiş gibi kaptırıp gidiyordu. Akşamında bu fotoğrafı gördüğünde ya bu yapraklar bu renkmiydi diye sordu. Benim cevabım ise netti hiç durup baktın mı yapraklara?

 

Çilingöz Rotası ve Orman içi

Maalesef bizim minikeci yüzünden buranın güzelliğini yansıtamadım. Ama ara ara direnen yeşillere saldıran sonbahar yaprakları savaşı kazanmak üzere. Bize yakın ağaçlar sonbahar renklerine bürünmüşken arkadakiler ise halen yeşil. Diren Yeşil! Ama sonbahar da güzel fazla direnme. Bir Bolu yedigöller olmasa da orman size sonbaharı hissetiriyor.

Aslında rotanın çok daha fazla fotoğrafı var ancak burada kesiyorum yazmaktan yoruldum ama yürümekten ve fotoğraf çekmekten asla yorulmam.

Binkılıç Çilingöz rotamızı wikiloc’a yükledik. İndirmek için tıklayınız

Okuduğunuz için Teşekkürler Rasim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here