PAYLAŞ
Fotoğraf Makinesi

Bu yazı yeni fotoğraf makinesi almak isteyenler için bir rehber olması amacıyla yazıldı. 

GİRİŞ: Fotoğraf Makinesi almak Ciddi bir karardır.

DSLR fotoğraf makinesi satın almaya karar vermek, üç çok önemli nedenden dolayı ciddi bir karardır. İlk olarak, sadece daha profesyonel bir fotoğrafçı olmaya karar verdiyseniz ya da bu konuda hevesliyseniz alımınızın değerini fark edebilirsiniz. Profesyonel olmak gibi bir planınız yoksa bile fotoğraf makinesi aldığınızda daha fazla öğrenme ve başarma konusunda gerçekten heyecanlı olduğunuzdan emin olun.

İkinci olarak, zor kazanılmış paranızla ciddi bir taahhüt altına girmek üzeresiniz. Başlangıç seviyesi DSLR fotoğraf makinaları 500$, hatta bazen daha pahalı, orta seviye olanlar 1000$’dan daha fazla. Profesyonel seviye DSLR fotoğraf makinaları binlerce dolar tutar. Kararınızdan tamamen emin olun. DSLR fotoğraf makinanız, unutulan golf sopası seti, kamp ekipmanı ya da jet ski gibi ömrünün çoğunu karanlık bir dolapta geçirmesin.

Üçüncüsü, sadece kendi egosunu tatmin etmek ya da arkadaşlarını imrendirmek için belirli ürünleri satın alan tüketici tipi olmayın. Bu tip bir üstünlük sağlama çabasının sadece sınırlı bir değeri vardır (eğer varsa). Bunun yerine DSLR fotoğraf makinasını hayatınızda pozitif bir etki yapması için ve sanatsal kişiliğinizi ortaya çıkarması için alın ve kullanın. Üstelik PhotograpyTalk topluluğunu daha güçlü ve dinamik yapacak bir fotoğrafçı olacaksınız.

DSLR Fotoğraf Makinesi Almanın Faydaları

Kompakt, point&shoot fotoğraf makinesi ve hatta akıllı telefonuyla aile, arkadaş, etkinlik ve aktivite fotoğrafları çeken rahat fotoğrafçılardan biri olabilirsiniz. Cebinize ve çantanıza kolayca sığan, neredeyse tamamen otomatik işlevselliğe sahip ince tasarıma bayılıyorsunuz. Neden tüm bu kolaylığı daha hantal, ağır ve karmaşık makinalarla değiştirmek isteyesiniz? Cebinize sığmayacak, yani ayrı bir fotoğraf makinesi çantasına ihtiyacınız olacak. DSLR, kompaktın taşıdığı çoğu otomatik özelliğe sahip olsa da DSLR’nin gelişmiş özelliklerini öğrenmeniz, çeşitli fotoğrafçılık konseptlerini daha iyi anlamanız ve tam olarak faydalanmak için fotoğraf makinasının işleyişine daha fazla dahil olmanız gerekecek.

Bir DSLR’ye sahip olmanın ilk faydası, kompakt fotoğraf makinası ile yapabileceklerinizin çok ötesinde gelişmiş özellikleridir. Daha iyi bir fotoğrafçı olmaya gerçekten kararlı iseniz, DSLR fotoğraf makinalarının bu özellikleri, bunu mümkün kılacak. Daha yaratıcı görüntüler yakalayabileceksiniz çünkü fotoğraf makinasının gelişmiş özellikleri fotoğrafçılığın sınırlarında mükemmel fotoğraflar yaratacak.

Fotoğrafik yaratıcılık genellikle açık gün ışığında bulunmaz, ama ışık az olduğunda ya da yaban hayatı ya da yarış arabası fotoğrafçılığında olduğu gibi nesne hızla hareket ederken fotoğrafik yaratıcılığı keşfedeceksiniz. Çiçeklerin ve böceklerin küçücük dünyası ve diğer makro fotoğrafçılık konuları da ayrıca rahat fotoğrafçılığın normal aralığının dışında bulunmaktadır.

Fotoğraf Makinesi 2. Fayda

Bir DSLR sahibi olmanın ikinci faydası, daha iyi tasarlanmış ve daha kaliteli parçalar ve materyal kullanılarak üretilmiş bir fotoğraf makinesi kullandığınızda en iyi fotoğrafı yaratmanızın olasılığını artırmanızdır.

Diğer bir faydası da, daha fazla ayrıntı, netlik, daha dengeli kontrast ve daha zengin renkleri ortaya çıkaran daha yüksek kaliteli görüntüleme yeteneğidir. Yüksek çözünürlüklü görüntülerinizi, 11×16’ya, ya da daha fazla genişletmek isterseniz DSLR sizin için gerekli fotoğrafçılık aracıdır.

DSLR Fotoğraf Makinesi Satın Almaya Bilgece Bir Yaklaşım

PhotographyTalk dijital fotoğraf makinası objektifi satın alma kılavuzunda açıklandığı gibi, DSLR seçimi, fotoğraf makinası / objektif satın alma sürecinin üçüncü aşamasıdır. Yeni DSLR fotoğrafçılarının yaptığı en büyük hatalardan biri, fotoğraf makinasının ilgi çekici özelliklerine kapılıp önce fotoğraf makinasını sonra objektifi satın almalarıdır. Bu yapılması gerekenin tamamen tersi olur.

  1. DSLR’nizle ne tür fotoğraflar çekmek istediğinize karar verin.
  2. O fotoğraf türünün mümkün olan en iyi örneklerini çekmenizi sağlayacak objektifi / objektifleri satın alın.
  3. Satın almayı düşündüğünüz objektifle uyumlu olan DSLR’yi seçin.
DSLR fotoğrafçılığı dünyasına girdiğinizde, aynı sırayla bu üç adım, sizi çok para harcamaktan ve baş ağrısından kurtaracaktır.
Fotoğraf makinası / objektif kombinasyonları neredeyse sınırsızdır.

Ancak DSLR fotoğrafçılığında yeniyseniz Canon, Nikon ya da Sony marka başlangıç seviyesi fotoğraf makinalarından herhangi biri seçebileceğiniz objektiflerden hemen hepsiyle uyumlu olacaktır.

Kompakt fotoğraf makinalarının çektiğinden daha iyi fotoğraflar çekmek ama yine de otomatik fonksiyonlara sahip olmak istiyorsanız, en iyi seçim “kit” objektifle paket halinde satılan başlangıç seviyesi bir DSLR fotoğraf makinası olacaktır. Bunlar genellikle, amatör DSLR fotoğrafçılığı için iyi bir odak uzaklığı aralığı olan 18-55 mm’dir.

Spor ya da yaban hayatı fotoğrafçılığına karşı artan bir tutkunuz varsa, normalden daha hızlı sürekli çekim moduna sahip olan uygun bir objektife (telefoto) ve DSLR’ye ihtiyacınız olacak. Spor ve yaban hayatı çekim alanları genellikle güçlü bir güneş ışığıyla aydınlatılmış olduğundan geniş sensörlü bir DSLR’ye ihtiyacınız yoktur.

Konserleri fotoğraflamak ya da günün sihirli saatlerinde (gündoğumu, günbatımı, alacakaranlık) çekim yapmak istiyorsanız “hızlı” ya da en geniş diyafram açıklığına sahip bir objektife ve daha geniş bir ISO aralığına sahip bir DSLR’ye ihtiyacınız olacaktır.

Makro fotoğrafçılık dünyasını keşfetmek size heyecan veriyorsa, başlangıç seviyesi bir DSLR üzerinde sorunsuz çalışacak ancak Canlı Görünüm özelliği olan bir fotoğraf makinası üzerinde daha iyi çalışacak bir makro objektife ihtiyacınız olacaktır. Küçük bir nesneyi fotoğraflarken siz ya da kendisi hareket ettiğinde odağı kaybetmeniz daha kolay olacağından sensörün ne görüp görmediğini bilmek istersiniz.

Fotoğraf Makinesi DSLR’nin Ardındaki Bilim

DSLR, “Dijital Tek Objektif Refleksi”nin kısaltmasıdır. Nikon ilk SLR fotoğraf makinasını icat etti ve 1959’da bunu dünyaya tanıttı. İlk SLRler 1975’de Kodak’ın dijital fotoğrafçılık devrimini başlamasına kadar filmli fotoğraf makinalarıydı. Bir yıl sonra, bazı fotoğraf makinası ayarlarını kontrol edebilen yarı iletken çipli Canon AE-1 dijital fotoğraf makinası piyasaya çıktı. Nikon, dijital fotoğraf makinası piyasasına 1982’ye kadar girmedi.

SLR konsepti, objektifin fotoğraf makinasına monte edildiği fotoğraf makinası gövdesinin hemen içine yerleştirilmiş menteşeli bir aynaya dayanır. Ayna, sahneden ya da nesneden yansıyan ışığı fotoğraf makinasının vizörüne yansıtır, böylece fotoğraf oluşur. Fotoğraf çekmeye hazır olduğunuzda, aynayı ışığın yolundan saptıran mekanizmayı da tetikleyen deklanşör düğmesine basarsınız, böylece fotoğraf, görüntüyü kaydedecek sensörün (ya da filmin) üzerine düşer.

DSLR fotoğraf makinalarının gelişmiş özelliklerinden biri menteşeli ayna ile mümkün olan Canlı Görünüm özelliğidir. Bu sahnenin ya da nesnenin vizöre yansımasını değil doğrudan sensörden arka LCD ekranda Canlı Görünümü sağlar.

Sensör Boyutuna Göre DSLR Fotoğraf Makinesı Türleri

DSLR fotoğraf makinası seçiminiz sensörün boyutuna göre belirlenen üç boyuttan biri olacaktır. Bu boyutlar, tam çerçeve, APS-C ve Four Thirds dir. Bu PhotographyTalk DSLR fotoğraf makinası satın alma kılavuzu size ilk ikisinden bahsedecek. Satın almaya karar vermeden önce bu tür bir DSLR fotoğraf makinasıyla ilgili her şeyi öğrenmek için lütfen PhotographyTalk Four Thirds fotoğraf makinası alma kılavuzuna bakın.

Sensör teknolojisi oldukça hızlı bir şekilde geliştiği için, DSLR fotoğraf makinası seçerken sensör boyutuna bakmak çoğu fotoğrafçı için önemini kaybediyor. Sadece birkaç yıl önce çoğu kompakt fotoğraf makinasının DSLR’lerle aynı ya da daha büyük sensör boyutları vardı. DSLR satın alırken sensör boyutuna bakması gerekenler, profesyonel fotoğrafçıların sadece küçük bir azınlığını oluşturur. Aşağıdaki grafik, Canon, Nikon ve Sony marka DSLR fotoğraf makinalarının sensör boyutlarını karşılaştırmaktadır.

CanonNikonSony
ModelSensör BoyutuModelSensör BoyutuModelSensör Boyutu
D310014MPRebel T312.2 MPA3716.1MP
D320024.2MPRebel T2i18MPA5716.1MP
D510016.2MPRebel T3i18MPA6524.3MP
D9012.3MPRebel T4i18MPA7724.3MP
D700016.2MP60D18MPA9924.3MP
D300S12.3MP60Da18MP
D60024.3MP7D18MP
D70012.1MP5D-Mark II21.1MP
D80036.3MP5D-Mark III22.3MP
D416.2MP1D X18.1MP
D3X24.5MP

 

Full Frame Fotoğraf Makinesi

Tam çerçeve bir DSLR fotoğraf makinası sensörü, geleneksel 35 mm film fotoğrafçılığı negatifiyle aynı olarak 24 mm x 36 mm’dir. Tam çerçeve DSLR fotoğraf makinaları genellikle en pahalı olanlardır. Profesyoneller ya da ciddi amatörler, vizör, sahne ya da nesnenin daha büyük ve parlak bir görüntüsünü sağladığı için tam çerçeve DSLR fotoğraf makinası seçme eğilimindedir.

Tam çerçeve DSLR fotoğraf makinasındaki daha büyük sensör, düşük ışıkta ve daha hassas bir ISO ayarı gerektiren yerlerde, kabul edilemez dijital gürültü eklemeden fotoğrafçılığın sınırlarında yaratıcı görüntüler elde etmeye olanak sağlar. Uzun süredir profesyonel veya amatör fotoğrafçıların tam çerçeve DSLR fotoğraf makinaları satın almalarının başka bir nedeni, 35 mm filmli fotoğraf makinası kurulumunun bir parçası olarak önceden sahip oldukları eski objektiflerini kullanmaya devam edebilmeleridir.

Fotoğraf makinası üreticileri ayrıca, Gelişmiş Fotoğraf Sistemi Tip-C’nin kısaltması olan APS-C sensörlü DSLR fotoğraf makinaları da geliştirdiler. Piyasadaki DSLR fotoğraf makinalarının çoğu APS-C’dir. Sensör boyutları yaklaşık olarak 24 mm x 16 mm ya da 35 mm negatifinin yarısından daha küçüktür.

APS-C sensörlerinin daha küçük boyutu genellikle, tam çerçeve fotoğraf makinasıyla ilişkili olarak 1.5x ya da 1.6x “kırpma faktörü”ne sahip olması ile tanımlanır. APS-C sensör boyutlu DSLR fotoğraf makinaları genellikle daha az maliyetlidir ve profesyonel deneyim isteyen ancak tam çerçeve fotoğraf makinalarının yüksek görüntü kalitesine ihtiyaç duymayan amatör ve meraklılara satılır.

Aşağıdaki fotoğraf, APS-C sensörünün görüş alanının tam çerçeve sensörününkinden daha küçük (veya kırpılmış) olduğunu gösterir. Sadece görüş alanı daha küçük değildir aynı zamanda kırpılmış görüntüdeki nesne bir telefoto objektifin daha uzun odak uzaklığıyla çekilmiş gibi görünür.

Büyük fotoğraf makinası üreticileri iki adet objektif seti sunuyor: tam çerçeve fotoğraf makinaları ve APS-C fotoğraf makinaları için. Tam çerçeve objektifler APS-C fotoğraf makinalarıyla uyumludur ancak APS-C objektifler tam çerçeve fotoğraf makinalarıyla uyumlu değildir. Özellikle profesyonel olmayı hedefliyorsanız, bu fotoğraf makinası ve objektif satın alma kararınızı etkileyecek önemli bir faktördür. Bugün APS-C bir fotoğraf makinası ve objektif alırsanız daha sonra tam çerçeve bir fotoğraf makinasına geçtiğinizde bu objektifi kullanamazsınız.

Fotoğraf makinesi ve Görüntü Sabitleme

Görüntü sabitleme (IS), DSLR fotoğraf makinası alma kararınızı etkileyecek bir başka önemli faktördür. IS sistemleri, uzun bir telefoto objektif takılı büyük bir DSLR fotoğraf makinasını tutarken oluşabilecek fotoğraf makinası titremesi ya da hareketini telafi etmeye yardımcı olur. Küçük bir DSLR gövdesi ve objektifiniz olsa bile fotoğraf makinasının hareketi, düşük ışık koşullarında yavaş bir deklanşör hızıyla çekim yaparken bulanık bir görüntüye neden olabilir.

Hangi üreticinin fotoğraf makinası ve objektiflerini satın alacağınıza karar vermeden önce, IS sisteminin makina gövdesine mi yoksa objektife mi yerleştirildiğini kontrol edin. IS teknolojisi, fotoğraf makinası sisteminin bir parçası olduğunda, fotoğraf makinanıza monte ettiğiniz herhangi bir objektifte görüntü sabitlemeyi kontrol eder ve fotoğrafçılığınıza fayda sağlar. Dahili IS sistemine sahip objektifler, vizörden bakarken sahne ya da nesnenin daha net bir görüntüsünü sağlar. Dikkat edilmesi gereken bir husus: IS sistemi içeren objektifler, içermeyenlerden daha pahalı olma eğilimindedir.

Büyük üreticilerden Canon ve Nikon genellikle IS sistemini objektiflerine yerleştirirken Sony, Pentax ve Olympus fotoğraf makinası gövdesine yerleştiriyor.

Fotoğraf makinesi Çekim Hızı

Sizin için doğru DSLR fotoğraf makinasını seçmek, çekim hızına da bağlı olabilir. Bu, pek çok amatör fotoğrafçının kompakt makinalardan DSLR makinalara yükselip yükselmediğini belirleyen ilk ve en önemli farklardan biridir. Çekim hızı, genellikle saniyede x kare çekmeyi sağlayan fotoğraf makinasının sürekli çekim hızı olarak ifade edilir.

Örneğin, Nikon’un başlangıç seviyesi DSLR fotoğraf makinası D3200, saniyede tam çözünürlüklü 4 kare çeker. Bu, genellikle çocuklar ve evcil hayvanlar gibi hızlı hareket eden nesneleri fotoğraflayan amatör fotoğrafçılar için fazlasıyla yeterlidir.

En çok ilgilendiğiniz fotoğrafçılık türleri spor ya da yaban hayatı ise daha hızlı bir sürekli çekim hızına sahip bir DSLR fotoğraf makinasına ihtiyacınız olacak. Nikon D300S gibi orta menzilli bir DSLR saniyede tam çözünürlüklü 7 kare çekme kapasitesine sahiptir. Canon EOS-1D X gibi üst düzey bir fotoğraf makinası saniyede 14 kare sürekli çekim kapasitesiyle en hızlısıdır. 1DX, profesyonel spor ve yaban hayatı fotoğrafçıları için açıkça en iyi fotoğraf makinasıdır

Ancak diğer üst düzey DSLR fotoğraf makinaları daha yavaş çekim hızlarına sahip olabilir çünkü bu makinalar, portre ya da moda fotoğraflarında olduğu gibi hızlı hareket etmeyen nesneleri fotoğraflamayan kişiler için tasarlanmıştır. Bu fotoğrafçıların, en net ve güzel portreler ve moda fotoğrafları yakalamaları için diğer görüntü kalitesi özelliklerine ihtiyaçları vardır.

Seri çekim hızlarına sahip DSLR makinalar, en büyük geçici belleğe sahip olma eğilimindedir. Burası, görüntülerin veri kartına aktarılmadan önce saklandığı yerdir. Bir görüntü daha hızlı işlenir ve geçici belleğe yerleştirilirse, çekimler arasında daha az zaman olması nedeniyle belirli bir süre içinde daha fazla çekim yapabilirsiniz.

Fotoğraf makinesi Üretim Kalitesi

Bu PhotographyTalk kılavuzunda bu konuyu okuduğunuzda, bir DSLR için ne kadar çok para harcarsanız o kadar kaliteli malzemeler ve parçalar kullanıldığına şaşırmayın. Bu, başlangıç seviyeleri ya da düşük fiyatlı DSLR makinaların şüpheli parçalardan ucuza monte edildiği anlamına gelmez. Doğrusu, gövdede kullanılan parçaların çoğu plastik olacak ancak Canon, Nikon, Sony, vb. tanınmış üreticiler, mükemmel kaliteye sahip plastik malzeme kullanıyor ve bunları dayanıklı bir kalınlıkta biçimlendiriyor.

Fiyat ölçeğinde yukarı çıktıkça, daha fazla parça yüksek kaliteli alüminyum alaşımdan yapılır ve diğer plastik parçalar da en üst kalitede olur. Belirli bir DSLR fotoğraf makinası kalitesine eriştiğinizde, bunların çoğu, fotoğraf makinasına su, kir ve toz girmesini geciktirecek veya ortadan kaldıracak yalıtıcı ve sızdırmaz malzemelerle üretilmiştir. Manzara, yaban hayatı ve spor fotoğrafçıları bu tarz makinalara ihtiyaç duyar, böylece yüksek fiyatlı bir fotoğraf makinasına yaptıkları yatırımlar, uzun vadede değerini korur.

Daha önce de bahsedildiği gibi, boyut ve ağırlık başka bir husustur. Kompakt fotoğraf makinanızdan daha hantal ve ağır bir makinaya sahip olmak DSLR fotoğrafçısı olmanın bir parçasıdır. Bir gün, birçok kıdemli DSLR fotoğraf makinası sahibi gibi, DSLR ile fotoğraf çekmenin avantajlarının, taşımak için harcanan enerjinin çok ötesinde olduğunu fark edeceksiniz.

Fotoğraf Makinesi Ağırlık

Ağırlık faktörünün bir kısmının objektif boyutu olduğunu unutmayın. Objektif takmadan DSLR makinanızı paketlemeyin ya da taşımayın (fotoğraf makinası uzun süreli saklamaya uygun bir şekilde sarılı değilse). Aktif olarak çekim yapıyorsanız hem fotoğraf makinasının hem objektifin ağırlığını taşıyor olacaksınız.

2012’de piyasaya sürülen Canon EOS Rebel T4i, 20.3 oz (575 g) ya da yaklaşık 1.25 pound ağırlığındadır. 18-55 mm’lik standart bir kit objektifi taktığınızda buna yarım pound daha eklemiş olacaksınız. Telefoto gücünü isterseniz Canon EF 70-300 mm objektif de kullanabilirsiniz, bu Rebel T4i fotoğraf makinası gövdesinden daha ağırdır 22.2 oz (630 g). Şimdi fotoğraf makinası / objektif kombinasyonunuzun ağırlığı 2-3 pound oldu.

Profesyonel kalitede Canon EOS 5D Mark III DSLR fotoğraf makinasının ağırlığı 30.3 oz (860 g) ya da neredeyse 2 pound olduğundan profesyonel fotoğrafçılığa özenmediğiniz için memnun olabilirsiniz. 5D Mark III ile kombine edilecek profesyonel objektif, EF 70-300 mm f/2.8L’dir. 52.6 oz (1.490 g) ağırlığında, yani bu kurulum ile profesyonel çekim yapmak yaklaşık 5.25 pound ağırlık taşımanız anlamına geliyor.

DSLR fotoğraf makinaları için LCD ekran teknolojisi hızlı bir şekilde geliştirildi, bu nedenle büyük 3.0 inç ekranlar neredeyse standart ve fotoğraflar parlak ve daha yüksek çözünürlüklü görüntülenebiliyor.

Fotoğraf Makinesi LCD Ekran ve Canlı Görünüm Özelliği

1959’dan bu yana birçok fotoğrafçıyı memnun eden bir SLR fotoğraf makinası özelliği, ışığı toplayan ve sensöre yansıtan (filmi pozlandıran) aynı objektifle fotoğrafı görüntüleyip oluşturmasıdır. Canlı görünüm, giriş seviyesi modeller de dahil olmak üzere neredeyse tüm DSLR fotoğraf makinalarında bulunan önemli bir özelliktir. Canlı görünüm, gözünüzü vizöre yaklaştırmak yerine fotoğraf makinası gövdesinin arkasındaki LCD ekran aracılığıyla fotoğrafı görüntülemenizi ve oluşturmanızı sağlar.

Canlı görünüm işlevinin çalışması için, sahnenizi ya da nesnenizi LCD ekrandaki mercek aracılığıyla görmenizi sağlayacak şekilde aynanın yukarı doğru çevrilmesi gerekir. Fotoğrafı kaydetmek için ayna daha sonra eski konumuna geri döndüğünden, fotoğraf çekimini yavaşlatan bir zaman gecikmesi yaşanır.

Canlı görünüm işlevi nispeten yavaş olabilir ancak, belirli çekim koşullarında oldukça faydalıdır. Örneğin birçok DSLR, LCD ekranda görüntülenen kompozisyonun bir bölümünü büyütme özelliğine sahiptir. Bu, portre ya da makro fotoğrafçıları için kritik bir araçtır. Böylece, görüntülerin gerçekten net olmasını sağlamak için odağı yakın plan detaylarıyla inceleyebilirler. DSLR fotoğraf makinanıza daha da aşina olduğunuzda, fotoğraf makinası başınızın üzerindeyken ya da açı yere yatmanızı gerektirecek kadar küçükken yüksek görüntüleme açısının çok yaratıcı seçenekleri olduğunu fark edeceksiniz. Bu koşullar altında LCD ekran ile çerçeveleme işlemi çok daha kolaydır.

Fotoğraf Makinesi Ekran

Özellikle fotoğraf makinasını bir yere yerleştirmeniz gerekiyorsa, arkasında duramayacağınız için çekim için daha geniş açılar sağlayan ters dönebilen ya da mafsallı ekrana sahip bir DSLR fotoğraf makinasını değerlendirmek yararlı olabilir.

Daha iyi DSLR’lerde LCD ekranların parlaklık ayarı vardır, böylece ortam çok aydınlık olduğunda ayrıntıları daha kolay görebilirsiniz.

Bazı seçili DSLR fotoğraf makinaları üzerindeki LCD ekranları ve canlı görünüm işlevlerini karşılaştıran aşağıdaki grafiğe bakın.

Fotoğraf MakinasıLCD Ekran BoyutuEkran ÇözünürlüğüCanlı GörünümTers Dönme ya da Mafsal
NIKON
D3200 başlangıç seviyesi3.0 inç921000 dotEvetHayır
D700 orta seviye3.0 inç921000 dotEvetHayır
D3X Profesyonel3.0 inç921000 dotEvetHayır
CANON
Rebel T4i başlangıç seviyesi3.0 inç1040000 dotEvetMafsal
5D Mark III orta seviye3.0 inç920000 dotEvetHayır
1D X profesyonel3.2 inç1040000 dotEvetHayır
SONY
A37 başlangıç seviyesi2.7 inç230400 dotEvetTers Dönme
A65 orta seviye3.0 inç921600 dotEvetTers Dönme
A99 profesyonel3.0 inç1228800 dotEvetTers Dönme
Fotoğraf Makinesi ve Video: İkinci Makina

DSLR fotoğraf makinasına sahip olmanın en değerli özelliklerinden biri, bir gövdede iki makinaya sahip olmanızdır: fotoğraf makinası ve kamera. Bu kılavuz ilk yazıldığında (Ağustos 2012), üç büyük üreticiden (Canon, Nikon ve Sony) gelen tüm başlangıç seviyesi DSLR fotoğraf makinalarına (ve orta ve profesyonel seviyedeki fotoğraf makinalarının çoğuna) bazılarına stereo ses kaydı da dahil olarak, 1080 tam HD video işlevi eklendi.

Profesyonel fotoğrafçılar, çoğu hareketsiz fotoğrafçılık geçmişine ve geleneğine dayandığı için, uzun yıllar üst düzey fotoğraf makinalarının video kayıt kapasitesine sahip olması konusunda hevesli olmadılar. Nikon D3X gibi bazı eski ileri teknolojili fotoğraf makinası modeli video özelliği sunmuyor ama yeni modellerin neredeyse tümünde bu özellik var: Canon EOS-1D X, Nikon D4 ve yeni Sony A99.

Profesyonel fotoğrafçılar, müşterilere hem fotoğraf hem video hizmetleri sunarak çoklu ortam yaratıcıları olmaları gerekliliğini anlamaya başlıyor üstelik her iki özellik de aynı makine içinde mevcut. Profesyonel DSLR’lerle daha büyük hareketli görüntülerin çekilmesi de profesyonel fotoğrafçıların bu eğilimini hızlandırdı.

DSLR’lerdeki video sistemleri her düzeyde fotoğrafçı için daha önemli hale geldiğinden fotoğraf makinası üreticileri, kayıt, temel düzenleme ve video çekerken hareketsiz görüntüler kaydetme sırasında canlı görünüm ve otomatik odaklama işlemlerini devreye sokarak bu sistemlerin yeteneklerini geliştiriyor.

Fotoğraf Makinesi Karşılaştırılacak Diğer Özellikler

En düşük fiyatlı DSLR fotoğraf makinelerinin bile bu PhotographyTalk fotoğraf makinası satın alma kılavuzunda anlatılandan daha fazla özelliği ve yeteneği vardır. Birçok DSLR’nin, özellikle yeni başlayanlar ve meraklılar için kapsamlı nasıl yapılır kılavuzları ve yaratıcılığınızı geliştirmek için fotoğraf modlarının ve efektlerin tam açıklaması vardır.

Pozlama kontrolü, vizör, beyaz dengesi, flaş uyumluluğu ve diğer pek çok sistem ve işlev, üreticilerin web sitelerinde fotoğraf makinası modellerinin herbiri için açık ve tam olarak listelenmiştir.

Üreticiler, GPS üniteleri ve Wi-Fi işlevselliğini, kendi DSLR fotoğraf makinalarına ya da isteğe bağlı birimlere bağlamak için ara yüzler geliştirmeye başlamıştır.

Fujilfilm şüphesiz aynasız fotoğraf makinesi dünyasının en iyilerinden. Fujifilm fotoğraf makinesi hem vintage bir görünüm ve hissiyata sahip, hem de profesyonel alanda çekim yapanların ihtiyacı olan performansı sergiliyor. Dolayısıyla, Fujifilm’in FujiFilm X-T2’i piyasaya sürecekleri haberi ile tüm dikkatler bir anda bu yeni ürünün üzerine çekildi. X-T2, en son algılayıcı (sensör) ve pozlama teknolojisine sahip. Ayrıca, üst sınıf DSLR kameralarla yarışır güçte yeni bir otomatik odaklama sistemine sahip olduğunu iddia etmekte. Ancak, bakalım gerçekte de iddia edildiği kadar iyi bir performansa sahip mi?

FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Tasarım

X-T2, rangefinder görünümlü kardeşi X-Pro2’ye kıyasla, DSLR tarzı bir görünüme sahip. Demek istediğim vizörün, çoğunlukla DSLR kamerada rastladığımız biçimde, kameranın ortasına yerleştirilmiş olması. Ayrıca, vizörü elektronik vizör ve bu güne kadar kullandıklarım arasında en iyisi. Şaşırtıcı derecede geniş açılı ve fazlasıyla hızlı yenileme oranına sahip, yani eskiden olduğu gibi siz bir kareyi yakalamaya çalışırken vizörün sizin hareketinize yetişmeye çalışmasını beklemek zorunda kalmıyorsunuz.

Elektronik vizör kullanmanın bir avantajı da tam zamanlı canlı görüntüye sahip olması, yani deklanşöre basmadan az önce, çekmeyi arzu ettiğiniz karenin nasıl olacağını her zaman görebilmeniz. Bu tasarımla gelen bir yenilik de, otomatik odaklama sisteminin ayrı bir otomatik odaklama modülü olarak tasarlanması yerine, sensörün içine yerleştirilmiş olması.

Bu da demek oluyor ki, elektronik vizörden LCD ekrana geçerken performansta ya da içerikte hiç bir değişiklik olmuyor. Bu özellik, kameranın hareketli ekranını kullanırken daha da ön plana çıkıyor, çünkü hareketli ekran sadece aşağı ve yukarı hareketlerle değil, aynı zamanda sağ tarafa dışa doğru katlanarak da kullanılabiliyor.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-tilting.jpghttps://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-tilt_0.jpg

FujiFilm Fotoğraf Makinesi Yeni Özellikleri

Kameraya eklenen yeni özelliklerden biri de otomatik odak tuşunun yerini hızlıca değiştirmenize yarayan bir ayar kolu olması. Şükürler olsun! Bu benim daha önceki Fujifilm kameralarını kullanırken hissettiğim en büyük eksiklikti. Bu ayar kolu ile ilgili tek problemim, çok sık kullanılacak olmasına rağmen, kolun bulunduğu yerin o kadar da pratik bir yerde olmaması.

Kameranın arka yüzünde diğer birçok Fujifilm kamerasında görmeye alışkın olduğumuz standart tuşları bulabiliyorsunuz. Bu tuşların çoğu kişisel kullanım tercihinize göre ayarlanabilir özellikte. Yani, tuşları üreticinin önceden belirlediği amaçla kullanmak yerine kendi isteğinize uygun olacak şekilde yeniden düzenleyebilirsiniz. Yalnız, bazı tuşlar için yeniden düzenleme özelliği getirilmemiş. Mesela, Fujifilm Oynat (play) tuşunun kameranın sol tarafında olmasının bazı kullanıcılar tarafından pratik olmayacağını düşünerek Fn tuşlarından herhangi birinin Oynat tuşu olarak belirlenmesini öngörmüş. Ancak orijinal Oynat tuşunun başka bir özellik için yeniden kullanıma açılmasına izin vermemiş.

Bu durumda da eğer herhangi bir Fn tuşunu Oynat tuşu olarak tanımlarsanız, orijinal oynat tuşu ile birlikte aynı fonksiyona sahip iki tuşla baş başa kalıyorsunuz. Ayni sorun Sil (delete) tuşu için de geçerli. Sil tuşuna sadece çektiğiniz pozları gözden geçirirken ihtiyaç duymanıza rağmen, anlamadığım bir sebepten dolayı Sil tuşunun fonksiyonunu değiştirmek ve çekim yaparken başka bir amaç için kullanmak mümkün olmuyor. Oysa, bu özellik daha eski bir model olan X70’te vardı, o yüzden daha yeni ve gelişmiş bir modelde bu özelliği görememek beni şaşırttı.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-fn.jpg

FujiFilm Fotoğraf Makinesi Üst Bölüm

Kameranın üst tarafında pozlama hızı, isiya duyarlilik (ISO), pozlama telafisi, ölçüm değerleri ve sürücü tipi gibi hızlı erişime ihtiyaç duyabileceğiniz ayarları yapmak için çeşitli kadranlar ve tuşlar bulunmakta. Ayrıca, bu kısımda sinir bozucu küçüklükte bir Fn tuşu da bulunuyor. İki kadran arasına yerleştirilmiş bu tuşa, başparmağınızı kullanarak kamerayı tutuş şeklinizi değiştirmeden veya işaret parmağınızla iki kadran arasına parmağınızı sıkıştırmadan ulaşmanız mümkün değil. Bu Fn tuşunu X100Tde olduğu gibi üst kısmin en sağında görmeyi yeğlerdim.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-press.jpg

Fuji ayni zamanda kameranın üst tarafına ışığa duyarlılık (ISO) değerini ve pozlama hızını sabitlemenize yarayan bir kilit de yerleştirmiş. Eskiden kamerayı çantadan çıkartırken ya da yerine geri koyarken bu ayarların çarpma sonucu bozulması çok başıma gelirdi. Şimdi ise, kadranların tepesinde bulunan bu iki küçük tuş sayesinde, bir kalem yardımıyla ayarları sabitlemek çok kolay. Aynı şekilde yine kalemle tıklayarak, kilidi açabilir ve ayarları istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

Tam da bu kadranların altında sürücü ayarları ve ölçüm değerlerini kontrol eden küçük kollar bulunmakta. Problem şu ki söz konusu kilit mekanizması sadece kadranlar için geçerli, kollar için değil, bu nedenle çarpma sonucu sürekli bozulan ayarlar sorunuyla yine karşı karşıya kalıyoruz. Her ne kadar bu sorun daha az rastlanır olsa da, aynı kilit mekanizmasının kadranlara ilaveten kollar için de geçerli olmasını tercih ederdim.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-locked.jpghttps://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-.jpg

FujiFilm Fotoğraf Makinesi Çift Hafıza Kartı

Bu kamerayı profesyonel işlerde kullanılabilir bir kamera statüsüne getiren diğer büyük değişiklikse, çift hafıza kartı girişine sahip olması. Bir düğün fotoğrafçısı olarak bu benim her zaman ihtiyaç duyduğum bir özellik olmuştur.

Bu kamera ayrıca hava şartlarına da dayanıklı, özellikle hava şartlarına dayanıklı lenslerle birlikte kullanıldığında iyi sonuç alınıyor.

FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Otomatik Netleme

Kamera piyasaya çıkarken öne sürülen en büyük iddialardan biri de geliştirilmiş otomatik netleme özelliğiydi. Dedikleri kadar varmış. Bu kamera gerçekten de çok hızlı. Ama birçok sistemde olduğu gibi otomatik netleme hızı da kameranın kendisi kadar, lensin özelliklerine de bağlı. X-serisi lenslerin hızında genel bir artış göreceksiniz ama bu kazanım 56mm f/1.2’de 35mm f/2’deki kadar çok olmayacaktır. Genel olarak, netleme hızı fazlasıyla yeterli ve AF-S ayarlarını kullanırken hâlihazırda olandan daha hızlı bir netlemeye ihtiyacınız yok.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-attack.jpg

Netleme tutarlılığına dair gerek okuduğum yorumlarda, gerekse izlediğim videolarda insanların X-T2yi NikonD500 gibi kameralarla kıyasladığını, hatta onlardan daha iyi olduğunu iddia ettiklerini gördüm. Bunu test edinceyse abartıldığı kadar olmadığını fark ettim. Köpeğimi arka bahçede koşarken fotoğraflamaya çalıştım ve doğru düzgün netlenmiş bir kare bile yakalamak çok zor oldu. Kameranın özel bir tür AF-C kişiselleştirme özelliği mevcut. Bu özellikle ne tür bir hareketi takip ettiğinizi tanımlayabiliyorsunuz. Ancak, kamera, tutarsız hareketlerde bulunan objeleri, hızlanma ve yavaşlama gibi hareketleri algılamaya yarayan 5. seviyeye ayarlıyken  bile, istediğim tutarlı sonucu alamadım.

FujiFilm Fotoğraf Makinesi Test

Test süresi boyunca kameranın görüntüler arasında ihtiyacı olan netleme süresini sağlayabilmek için, kameranın sürüş ayarını sürekli düşük netleme seviyede tuttum. Nokta odaklama, alan odaklama ve geniş açılı izleme gibi pozlama tekniklerini de denedim, ama buna rağmen kayda değer bir sonuç elde edemedim. En sonunda, herkesin bahsedip durduğu harika sonuçları yakalamak için son bir deneme yaparak kameranın ayarlarını sürekli yüksek netleme seviyesine getirdim ve sonuçlar mükemmeldi. Düşük sürüş ayarlarının netlemesi bu kadar zayıfken, yüksek sürüş ayarlarının bu şekilde harika sonuçlar vermesi beni şaşırttı.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-continouse-autofocus.png

Yukarıda yer alan 18 pozun her biri kopeğim bana doğru koşarken en son hızda çekildi ve bütün pozlar son derece netti. Aşağıya aldığım tek kare, serinin son karesi. Alan derinliği diğer karelere oranla en az seviyede olduğu için, bu kare normalde kamera için netliği sağlaması en zor olan kare. Ancak sonuç gayet iyi.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-charlie.jpg

FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Dinamik Aralık ve Isıya Duyarlılık

Dinamik aralık benim için her zaman çok önemli olmuştur. Hatta dinamik aralığın neden çözünürlük ya da ısıya dayanıklılıktan daha önemli olduğuna dair bir makale bile yazmıştım. Gölgelerde ihtiyacım olan detayların hepsini yakalayacağını bildiğimden Nikon D750’mle hiç durmadan düşük ışıklı çekimler yaparım. X-T2’yi test etmek için basit bir kare belirledim ve sonra örtücü hızımı, bu kareyi çektiğim her bir poz için, bir kademe yükselttim. Sonra baskı surecinde her bir pozun ışık ayarını biraz arttırıp orijinal karenin ışık seviyesiyle eşitledim. Sonuçlar çok şaşırtıcı olmasa da yine de iyi bir standardı yakalamayı basardı.

Işık seviyesini üçüncü seviyeye kadar arttırmada bir sakınca yok. Ne zaman ki üçün üzerine çıkılıyor, o zaman sıkıntı var. İlk sorun yeşil kanallarda yaşanıyor. Üçüncü dereceden daha yüksek bir ayara çıkmak istendiğinde düzgün bir sonuç almak için yeşilin bütünlük oranıyla ve renk doygunluğu ile biraz oynamak gerekiyor.

Aşağıda yakınlaştırılmış birkaç kare görebilirsiniz. En soldaki görüntü x-T2 ile çekilmiş ilk görüntü. Hemen yanındaki ise üçüncü seviyede çekilmiş görüntü. Sonraki kare ise 4.5 seviyesinde çekildi. Bu bence ilginç çünkü -5de +4.5 yeterli oldu. Rahatça kıyaslayabilmeniz için en sağa da Nikon D750 ile +5 seviyesinde çekilmiş bir poz koyuyorum (iste dinamik aralık çekiminde aradığım sonuç tam da bu, #armflexemoji). Nikonla çekilen bu kare Fujinin yeşil renk hakim olan karesiyle tamamen ayni ayarlar kullanılarak çekildi.

 

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-dynamic-range.jpg

FujiFilm Fotoğraf Makinesi Dinamik Aralık

Her ne kadar dinamik aralığa ısıya duyarlılıktan daha fazla önem versem de iyi bir ısıya dayanıklılık ayarına sahip olmanın da bir takim avantajları olduğunu kabul etmeliyiz. XT2 bu avantajların hepsine sahip. Aşağıdaki poz ISO 12,800 ile çekildi ve baskı aşamasında ısı ayarı bir derece yukarı çıkarıldı. Kirlenme var mı, tabi ki var, ama bana kalırsa bu poz üzerinde herhangi bir oynama yapılmaksızın bu şekliyle kullanılabilir, o yüzden kirlenmeyi azaltacak bir düzeltmede bulunmadım. Hatta pozu mahvetmeden ışık seviyesini de bir derece yükseltmeyi basardım. Elimizde düşük ışık seviyesinde fotoğraf çekme konusunda becerikli bir kamera olduğu kesin.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/14/fuji-film-fujifilm-xt2-review-vinson-images-iso12800.jpg

FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Diğer Özellikleri

Aslında bu incelemede sizinle paylaşmak istediğim asıl konulara yukarıda değindim. Ama XT2’nin sizinle paylaşmaya değer bulduğum birkaç özelliği daha var. Bunlardan ilki bu kameranın 4K video çekebilme özelliği. Aslında 4Kdan daha yüksek çözünürlükte video çekebiliyor ama sonucu 4K kalitesine dönüştürerek video kalitesini yükseltiyor ve hata payını azaltıyor.

Bahse değer bir başka özelliği de pil ömrü. Aslında diğer tüm X-serisi kameralarla ayni pil ömrüne sahip. Bunun baslıca sebebi ise ayni pili kullanmaları. Pil ömrü çok iyi olmasa da, kötü de denemez. 2 saatlik bir fotoğraf çekiminde hiç zorlanmadan çıkardı, ama bunda iki kamerayla çalışmış olmamın da payının olduğunu düşünüyorum. Eğer daha önceden edindiğiniz bir X serisi kameranız varsa mevcut pillerinizi bu kamera ile de kullanmanız mümkün.

Eğer ki bu sizin ilk Fujinizse ve tüm gün çekim yapmayı düşünüyorsanız, o halde en azından dört pil almanızı tavsiye ederim. Pil ömrü en iyi yani olmasa da daha da rahatsız edici olan yani bu değil, pil göstergesi. Bu Fujinin en çok zorlandığı konulardan biri. Evden çıkmadan pil göstergesi en az %50yi gösterir ama çekim yapmaya baslar başlamaz bir anda kameranın pili bittiği için zorla kapandığını görürsünüz. Şahsen ben gösterge bir tek %100’u gösterdiği zaman ikna oluyorum ve diğer zamanlarda yanımda yedek pil almayı ihmal etmiyorum.

Altını çizmek istediğim son konu ise olağanüstü görüntü kalitesi. Gerçekten de çok etkileyici. Kameranın dahili JPEGleri, dahili film simülasyonları (özellikle Acros ve Classic Chrome) ile birlikte harikalar yaratıyor.

FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Artıları
  • Netleme hızı ve takip edebilme hassasiyeti
  • Elektronik vizör
  • Gereksinime uygun uyarlama
  • Hava şartlarına uygunluk
  • Hareketli ekran ( Bu özellik tüm kameralarda standart özellik olmalı)
FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Eksiler
  • Netliği takip edebilmek için ayarları iyi yapmak gerekiyor
  • Tuşların yerleşimi ve bazı tuşlar için kişiselleştirme seçeneğinin bulunmaması
  • WiFi uygulaması: Çalışıyor ama yavaş ve ilk etapta kurulumu pratik değil.
FujiFilm X-T2 Mirrorless Aynasız Fotoğraf Makinesi Sonuç

X-T2 ile ilgili beni rahatsız eden bazı noktalar olsa da bunlar çoğunlukla ufak tefek detaylardan ibaret. Kamera genel olarak etkileyici, hızlı ve tutarlı. Bu kamerayı kullanması kesinlikle çok zevkli. Küçük boyutlarda olması istediğiniz yere taşımanız açısından çok pratik. Bunun yanında hızlı ve güçlü olması profesyonel islerde kullanımını destekler nitelikte. Aşağıdaki galeride yeni X Trans III sensörüyla çekilmiş örnek fotoğrafları bulabilirsiniz ve yorumlar bölümünde bana sorularınızı yöneltebilirsiniz.

 

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi

Bir çok alanda olduğu gibi sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi alanında da liderliğe soyundu. Sony gecen hafta yeni kırpma sensoru a6500 ile birlikte en son teknoloji Cyber-shot kompakt kamerası RX100 V’yi satışa çıkartacağını açıkladı. Sony yeni RX100 V’in dünyanın en hızlı otomatik odaklanmasına sahip, en çok odaklanma noktası olan, en seri sürekli çekim yapabilen kompakt fiks lens kamerası olduğunu iddia ediyor. Bu yeni kamerayı bir kaç saat deneme fırsatım oldu ve ilk izlenimlerimi sizlerle de paylaşmak istedim.

Hands-On With the Newly Announced Sony RX100 V Compact Camera

Genel olarak söylemek gerekirse Sony RX100 V’in boyutları ile RX100 IV arasında gözle görünür bir fark bulunmuyor. Kameranın ölçüleri 4×2.3×1.6inç ve ağırlığı pili ve hafıza kartı da dahil 10.5 ons kadar. Kamera kesinlikle cepte taşınabilir boyutlarda ve en ufak çantalarda bile rahatlıkla sığabilecek nitelikte. DSLR kullanıcıları a7R’i ilk ellerine aldıklarında nasıl hissederlerse, bir Sony a7R kullanıcısı olarak RX100 V’i elime ilk aldığımda ben de aynını hissettim.

Uzun zamandır kompakt bir kamerayla çekim yapmadığımdan olsa gerek, ilk etapta ellerimi ve parmaklarımı nasıl kullanacağım konusunda biraz zorlandım. Öyle parmakların rahatça kavrayacağı bir çıkıntısı bulunmuyor. Ben de muhtemelen bu sebepten kamerayı kullanırken hiç bir şekilde kamerayı sağlam bir şekilde kavrayamadığım hissine kapıldım. Eğer bu kamerayı satın alacak olsaydım kesinlikle ilk günden bir tane de bilek kayışı edinirdim.

https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-front.jpg https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-left.jpg https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-right.jpg https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-rear.jpg https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-evf.jpg https://cdn.fstoppers.com/styles/square_medium/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-tilt-screen.jpg

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi Oled

Kullanıcıyı rahatsız hissettiren bir diğer yani da 2.36 milyon noktalık açılır OLED vizörü. Ben vizörden bakmak için sol gözünü kullananlardanım ama bu kompakt kamera ile yüzüm, burnum ve sağ elim kameranın çoğunu kapladığı için kullanım alanım çok dardı. Bir de kamerayı sabitlemek ve düşürmemeye çalışmak için kullanmak zorunda kaldığım sol elimi de buna eklediğiniz zaman bir anda alan darlığından klostrofobik bir durum oluşuyor. Belki çekim yaparken dışarıdan o kadar da kötü görünmüyorumdur ama ben kendimi kesinlikle çok tuhaf hissettim.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-street-silhouette.jpg 58mm, 1/200 s @ f/2.8, ISO 125

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-high-line-nyc.jpg 35mm, 1/160 s @ f/4.5, ISO 125

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-backlit-sun.jpg 58mm, 1/125 s @ f/11, ISO 125

Tabi ki küçük boyutlu bu kameranın yolculukta kullanmaya ideal olması ya da gözü korkutmayan gövdesiyle güçlü bir kamerayı gölgede bırakması gibi avantajları da var. RX100 V inanılmaz bir görüntü teknolojisi içeriyor ama New York’ta sokakta kendisini fotoğrafladığım bir kişinin bile bunun farkına vardığını ya da önemsediğini hiç sanmıyorum. Onlar için ben sadece Facebook’ta annesine göstermek için fotoğraf çeken biri ya da iki saniye içinde unutacakları bir turistten başka biri değildim.

İpucu:

Sony RX100 V gürültü yapmayı baya seviyor, özellikle 24fps de sürekli çekim modunda çalışırken. Eğer çekim yaptığınızın farkına varılması ihtimalini olabildiğince düşürmek istiyorsanız, deklanşör sesini ve otomatik odaklanma sesini menüden kapatmanızı tavsiye ederim (Deklanşör tipi: Elektronik, Ses sinyali: kapalı).

Arka yüzde yer alan 3 inçlik LCD ekranı 1.23 milyon noktalık çözünürlüğe sahip. 180 dereceye kadar oynatılabiliyor böylece kameranın on kısmından da görülebilir hale geliyor ve ayrıca daha geniş bir açı elde edebilmek için de 45 derece kadar da aşağıya eğilebiliyor. Videoya çekme ihtiyacınızı (LCD ekranı on tarafa döndürülemeyen) a6000 kameraları ya da RX100le karşılayabilecek gibiyseniz vizörün kameranın ön tarafından da görülebiliyor olması büyük avantaj.

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi RX100 Görüntü Kalitesi

Sony RX100 V 20.1 megapikel 1 inç Exmor RS CMOS sensor ve DRAM çipe sahip. BIONZ X görüntü işlemcisi kullanıyor ve yeni geliştirilmiş olan ön yüz LSI kullanıyor. Böylece geçici belleği genişlemiş oluyor ve gerçek zamanlı kirlenmeyi azaltarak yüksek ISO görüntü kalitesi elde ediyor. Kompakt kamera ful piksel okumasıyla 4K kalitesi yakalayabiliyor. 8 mega piksellik 4k video çekebilmek için 1.7 ile kopyalanmış 14 mega piksellik data kaydediyor. Ayrıca RX100 V Mark IV’un çekebildiğinin iki katı uzunlukta slow motion video kaydedebiliyor.

RX100 V üzerinde 9 grubun içerisinde yer alan 10 ayrı elementle birlikte Zeiss Vario-Sonnar T* 24-70mm f/1.8-2.8 lens bulunuyor. Ayrıca optik SteadyShoti da bulunuyor ama 1/30 seviyesinde çekim yaparken bunun pek de bir fark yarattığını gözlemleyemedim. Son görüntü kalitesi oldukça iyi ama şaşırtmaya yetecek kadar da değil. Çektiğim fotoğraflara bakarken, bu fotoğrafların küçük bir kameradan çıkmış olamayacağını düşündürecek bir durum ortada yoktu ama kalite açısından hayal kırıklığına uğratır bir yanı da yoktu.

Sanırım beni daha çok şaşırtan şey kendi tahminlerimin ne kadar doğru çıktığı oldu. Kamera temiz, keskin çizgiler yakalamayı başarıyor, sabit pozlarda ki kirliliği de iyi idare ediyor ancak yine de kendisini Zeiss lensli a7R ile aynı kefeye koyup da kıyaslama yapmak içimden gelmiyor.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-iso-125.jpg ISO 125 – Tam Kırpma  ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-iso-400.jpg ISO 400 – Tam Kırpma ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-iso-1600.jpg ISO 1,600 – Tam Kırpma ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-iso-2500.jpg ISO 2,500 – Tam Kırpma ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi RX100 Kompakt  Otomatik Odaklanma ve Sürekli Pozlama

Kamerayı ilk elime aldığımda bir grup insanla stüdyodaydık ve oyuncular arka planda yer alan ışığın önünde performanslarını sergiliyorlardı. RX100 V ile geniş AF alan kullandım ve kamera Hybrid AF 315 evre algılayıcı otomatik odaklanma noktaları ve 25 kontrast algılayıcı noktaları sayesinde karenin bir ucundan diğerine hareket eden objeleri takipte hiç zorlanmadı. Orada durup tüm gün hareket eden objeleri çekmeye devam edebilirdim. RX100 V’i dış mekana da çıkardım ve tabi ki de asıl test buydu (RX100 V’i stüdyo kamerası olarak kullanmak istiyorsanız, size kalmış).

New York’ta, harika bir Ekim gününde, gün batımına yaklaşırken Hudson nehri kıyısındaki bisiklet parkurunda ve High Line’da insanları ve çevreyi fotoğrafladım. Kameranın iç mekana göre çok daha farklı hareket ettiğini fark ettim, mesela artık LCD ekran üzerinde görünen ve odağı takibe yarayan küçük yeşil karecik ortadan kaybolmuştu. Halen geniş AF modunda çekim yapıyor olmama rağmen artık kameranın algıladığı ve benim fotoğraflamaya çalıştığım objeler birbirinden farklı görünüyordu. Bisiklet parkurundaki bisikletçileri fotoğraflarken biraz keyfim kaçtı, çünkü bisikletçileri çekerken kameranın göstermiş olduğu performans iç mekanda yakaladığım otomatik odaklanma deneyiminin yakınından bile geçmiyordu.

Akşam üzeri olmasından dolayı RX100 V’in favorisi diyebileceğimiz yüksek kontrastlı görüntüler yakaladım ama bunlar bisiklete binenlerden ziyade bisiklet parkurunun arka planında kalan ve hareket etmeyen yeşil çimenler oldu. Sonunda daha dar bir odak noktasıyla çekim yapmaya karar verdim.

Kompozisyonu biraz kısır bıraktı ama en azından bir kaç tane iyi odaklanmış fotoğraf çekmeyi başardım. Bence kameranın bu özelliğinin tam olarak nasıl islediğini anlamak için daha çok vakit ayırılması ve daha çok deneme çekimi yapılması gerekiyor. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi kamerayla oynayacak çok vaktim olmadığından menüsünde yer alan tüm özelliklerini tek tek deneme fırsatım olmadı. Eğer bir daha imkânım olsaydı bir de Kilitli AF modunu bir kaç kez daha denerdim.

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi Fotoğraflar

 

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-studio.jpg 38mm, 1/400 s @ f/2.8, ISO 2,500 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-bike-action.jpg 70mm, 1/500 s @ f/2.8, ISO 400 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-street-sign.jpg 31mm, 1/40 s @ f/2.5, ISO 400 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-close-focus-full.jpg 70mm, 1/640 s @ f/2.8, ISO 125 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-manhattan-skyline.jpg 70mm, 1/160 s @ f/8, ISO 125 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-dark-indoor-2.jpg 24mm, 1/100 s @ f/2.8, ISO 125 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/12/sony-rx100-v-compact-camera-dark-indoor.jpg 70mm, 1/50 s @ f/2.8, ISO 125 ( Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100 ile çekildi )

RX100 V’in piyasaya sürüleceğini duyurulduğunda bizde heyecan yaratan başka bir konu da Sony’nin bu kameranın 24fps ile tam 20.1 mega piksel çözünürlüklü fotoğraf çekebildiğini duyurması olmuştu. Sadece bununla yetinmeyip, deklanşörün 6.3 saniye boyunca basili tutulabilmesi – 150 kare gücünde – ve bunu ham ya da JPG olarak yapabilmesi de cabası. Yüksek hızda sürekli çekim yapma özelliği kayda değer bir özellik. Kararma suresinin çok kısa olması da bir sonraki hamleyi kolaylaştırıyor.

Sanki kısa bir video çekiyormuşsunuz hissi uyandırıyor ve sonrasında geri gidip beğendiğiniz asıl kareyi seçebiliyorsunuz. Şansa kalmış bir video görselindense temiz net bir poz yakalayabiliyorsunuz. Bunun kötü yanıysa kullanmayacak olduğunuz bir sürü poz çekmiş oluyorsunuz ve sonrasında geri donup bunları silmeniz gerekiyor. Sadece bir saniyelik çekim size 24 ayrı poz sağlıyor, ve tabi ki daha sonra siz bunları büyük ekranda karşılaştırıp en iyisini seçmek istiyorsunuz ve bu biraz zaman kaybettiriyor.

Sony Yarı Profesyonel Fotoğraf Makinesi Özet

Özetlemek gerekirse, bu denli güçlü özelliklere sahip bir kameranın bu kadar küçük boyutlarda olması hoşuma gitti. A7R sahibi olmanın en sevdiğim yanı piyasada bulunabilecek en küçük gövde de çok iyi bir sensöre sahip olması. RX100 V ile de sanki başkalarının farkında olmadığı, bilmediği bir şeyi bir tek ben biliyormuş gibi bir hisse kapılıyor ve kendimle gizliden gizliye gurur duyuyorum. Kamerayı kısa bir sure deneyip, elimde evirip çevirdikten sonra size tavsiyem bu kamera ile ilgili çıkacak diğer yorumları da radarınıza almanız; çünkü içimden bir ses Sony’nin bu modelle iyi bir iş çıkardığını ve profesyonel fotoğrafçıların dahi bu kamerayı çantasında taşımak isteyeceğini soyluyor.

Sony yarı profesyonel fotoğraf makinesi RX100’in 989 Dolarlık satış fiyatıyla on satışa çıkmış bulunuyor. 28 Ekim itibariyle gönderimi başlayacak. Sony ayrıca 329.99 Dolara RX100 serisi kameralara uyumlu sualtı koruma kılıfını da satışa sunuyor, ilgilenenleriniz olabilir diye düşünüyorum.

Fujifilm Kamera Karşılaştırması X-Pro2 ve X-T2

X-Pro2 ve X-T2 kağıt üzerinde Fujifilm Kamera serisinin en çok ilgi gören iki modeli ve ikisi de birbirine çok benziyorlar. Aynı sensöre, işlemciye, otomatik odaklamaya ve çerçeveye sahipler. O yüzden de insanların hangisini satın almanın daha mantıklı olduğunu anlamaya çalışmaları çok normal. Her ikisinin de çok net bir şekilde birbirinden farklı özellikleri mevcut, ama bazı özellikleri açısından hangisini seçmeniz gerektiği o kadar da açık değil.

Fujifilm Kamera Karşılaştırması X-Pro2 ve X-T2

İki kamera arasındaki en belirgin fark birinin telemetre kamera olup, diğerinin DSLR tipi bir kamera olması. Bu demek oluyor ki, X-Pro2’nin vizörü kameranın en solunda yer alırken, X-T2’nin vizörü daha çok görmeye alışkın olduğumuz şekilde kameranın ortasında yer alıyor. X-Pro2’nin vizörü aynı zamanda hibrit olma özelliğine de sahip. Bu özelliği sayesinde ihtiyacınıza göre optik vizörden (OVF) elektronik vizöre (EVF) geçiş yapma imkanınız var. Telemetrik tarzı OVF’nin yararı çerçevenin dışını da rahat bir şekilde görebilme imkanı sağlaması.

Böylece çekeceğiniz objeyi henüz çerçeveye girmeden az öncesinde görerek çekeceğiniz pozu daha iyi planlamanız ve ihtiyacınıza uygun olarak yeniden oluşturmanız mümkün. Bu tarz çekimler özellikle düğün ya da sokak fotoğrafçılığı gibi belgeleme amaçlı çekimlerde çok işe yarıyor, çünkü bu özellik sayesinde sadece çerçeveyi görebildiğiniz bir tünel görüntüsüne bağlı kalmak zorunda olmuyorsunuz. Sonrasında sadece basit bir tuşa basarak gayet güzel ve hızlı bir elektronik vizöre (EVF) geçiş yapabiliyor ve çekmekte olduğunuz pozun nasıl olacağını henüz deklanşöre basmadan görebiliyorsunuz.

Ayrıca, küçük ve başarılı başka bir özelliği de optik vizörü kullanırken çerçevenin sağ alt köşesinde minik bir elektronik vizör açılması. Böylece iki dünyanın avantajlarından da aynı anda yararlanabiliyorsunuz.

Fujifilm Kamera X-T2 sadece elektronik vizörle sınırlı olabilir ama size bir kamerada olabilecek en iyi elektronik vizör seçeneğini sunuyor. Daha geniş ve yenileme süresi daha hızlı olması sayesinde kullanımı göze daha iyi geliyor. X-Pro2 EVF ile X-T2 arasında birkaç defa dönüşümlü kullanırsanız aradaki farkı daha iyi gözlemleyebilirsiniz. X-Pro2 ile tüm gün çekim yaptıktan sonra X-T2’nin daha geniş elektronik vizörünü pek aramadığımı fark ettim, daha küçük hibrit vizörü daha geniş elektronik vizöre tercih ederim.

Fujifilm Kamera karşılaştırması Dış görünüş ve gövde

X-Pro2nin hoş, siyah parlak üst yüzeyi varken X-T2’nin mat ve dokulu bir yüzeyi var. İkisi arasındaki bu fark tamamıyla kişisel tercihlere kalmış, ama ben şahsen parlak görünümü tercih ediyorum. X-Pro2’nin ayrıca hoş metal ön kısmı ve kameranın diğer tuşlarıyla uyumlu tırtıklı arka tuşları var. XT2 aynı tuşlar metal yerine plastikten yapılmış. Bu tuşlar kullanım açısından bir fark yaratmıyor, ancak X-Pro2’nin daha şık göründüğünü ve daha iyi hissettirdiğini düşünüyorum.

Diğer tuş ve düğmelere gelirsek, iki kamera da deklanşör hız tuşu ve pozlama telafi tuşuna sahip, ancak X-Pro 2’nin ISO ayarı deklanşör hızı tuşunun içine entegre edilmiş, oysa X-T2’de ISO ayarı için ayrı bir tuş bulunuyor.

X-T2 aynı zamanda deklanşör hız tuşu ve ISO ayar tuşunun altına yerleştirilmiş kollar aracılığıyla sürücü ayarlarını ve metreleme modlarını kontrol edebilme imkanı sunuyor. X-Pro2’de ise bu özellikleri kullanabilmek için önce Fn tuşlarında birine atama yaparak kişiselleştirmeniz gerekiyor. Bu detay kesinlikle X-Pro2’nin zayıf kaldığı bir nokta ve hatta biraz da rahatsız edici çünkü bu kadar da zor olmamalı.

Fn tuşlarına atama yapmak için fonksiyon ayarlarına girdiğinizde her iki kameranın da altı farklı Fn tuşu olduğunu göreceksiniz. Ancak X-T2 biraz daha ileri giderek AEL ve AFL tuşlarına da yeniden atama yaparak değiştirme imkanı sunuyor, XPro2 de ise bu tuşlar kilitli ve böyle bir yeniden atama özelliği bulunmuyor.

Fujifilm Kamera karşılaştırması X-T2

X-T2’nin sürücü ayarlarını kontrol eden kolların bir parçası olarak video özelliği de mevcut; ancak X-Pro2’nin sürücü özelliklerinde benzer bir video seçeneği bulunmuyor. Bu demek oluyor ki, eğer X-T2’de bulunan kontrol özelliklerinin aynısının X-Pro2’de de olmasını istiyorsanız, o zaman metreleme modu ve video fonksiyonlarını Fn tuşlarından birine atamanız gerekiyor. Bu durum sizin X-Pro2’deki atama hakkınızı altı tuştan dört tuşa düşürürken, X-T2’de hala ek AFL ve AEL tuşlarınız bulunuyor.

Bu sorun AFL ve AEL tuşlarına da atama yapmaya izin veren ve sürücü ayarlarına videoyu da ekleyen bir yazılım güncellemesi ile kolaylıkla çözülebilir.

Hazır Fn tuşlarından bahsediyorken, şunu da söylemeden edemeyeceğim, umarım Fuji X-70’deki uygulamasını diğer ürünlere de uygular ve sil tuşuna da yeniden atama yapabilmeye izin verir.  X-70 şu şekilde çalışıyor, normal çekim süresince bu tuş ona nasıl bir fonksiyon ataması yapmışsanız o şekilde çalışıyor, ancak ne zaman ki görüntüyü inceleme menüsüne giriyorsunuz, o zaman bu tuş silme tuşu olarak çalışıyor. Bu özelliği gerçekten de çok seviyorum, çünkü aslında sil tuşu normal olarak çekim esnasında tamamen gereksiz bir özellik.

Fujifilm Kamera Karşılaştırması LCD ekran

X-Pro2’nin gayet hoş, sabit bir ekranı var, X-T2’nin ise daha düşük kaliteli ancak hareketli bir ekranı var. Elektronik vizörde karşılaştığımız durumun bir benzeriyle de burada karşılaşmış oluyoruz. Eğer birkaç defa iki ekranı dönüşümlü kullanırsanız, X-Pro2’deki ekranın çok daha iyi olduğunu kesinlikle fark ediyorsunuz, ama tüm gün X-T2 ile çekim yaptıysanız eğer, illa da X-Pro2’nin daha iyi olan ekranını aramıyorsunuz. Hareket edebilen bir LCD ekranı daha kaliteli sabit ekrana tercih ederim.

Şimdi de iki kamera arasındaki başka bir sinir bozucu farktan söz edelim. X-Pro2 hem yüksek (saniyede sekiz poz) hem de düşük (saniyede üç poz) sürekli çekim modunda çekim yapabilme imkanı sunuyor. X-T2de de aynı özellik mevcut, yüksek ya da düşük sürekli çekim modundan birini seçebiliyorsunuz. Eğer yükseği seçecekseniz saniyede 14, 11 ya da 8 poz çekebiliyorsunuz.

Eğer düşüğü seçecekseniz saniyede 5, 4 veya 3 poz çekebiliyorsunuz. Can sıkıcı yanı ise X-T2’de saniyede sekiz poz çekme özelliği sadece mekanik vizör kullanırken seçilebiliyor, ama eğer elektronik vizörü seçerseniz 11 ve 14 seçeneklerini de kullanma şansınız var. Yani pozlama ayarının fiziksel sınırlamalarla hiç bir alakası yok. X-Pro2 aynı sensörü, işlemciyi kullanıyor ve aynı mekanik deklanşörü kullanıyor gibi duruyor. Bu yüzden niye bu özelliğin X-Pro2’ye de eklenemeyeceğini anlayabilmiş değilim.

X-T2’de bulunan ancak X-Pro2’de göremediğimiz başka bir özellik

Kamera sürekli otomatik odaklama modundayken kameranın objeyi nasıl takip edeceğini değiştirebiliyor olmanız. AF-C ayarlar menüsünde kameranın objeyi takip edebilmesi için ince ayar yapmakta kullanabileceğiniz altı farklı opsiyonu mevcut. Çekmeye çalıştığınız objeyi takip ederken obje ile aranıza girebilecek olan engeller kameranın aklini karıştırmasın diye değişken hareketli objelere uygun ayarlama yapabilirsiniz.

İki kamera da aynı otomatik odaklanma sistemine sahip olduğu için söz konusu olan otomatik odaklanma ayarlarıysa mantıklı olan bunların da aynı olması gibi gelebilir ama durum hiç de böyle değil. X-Pro2 geçtiğimiz günlerde X-T2de yer alan AF-C algoritmasının aynısına sahip olması için güncellenmişti ama AF-C ayarlar menüsünü eklemeyi es geçmişler.

İki kamera arasındaki en son fark ise video özellikleri.

Her ne kadar iki kamera da daha önceki modellere kıyasla büyük bir güncelleme görmüş olsa da sadece X –T2 4K çekim yapma özelliğine sahip. X-Pro2’ye 4K çekim yapabilme özelliği katmak için Fujifilm’in fiziksel olarak cihaza bir soğutucu eklemesi gerekiyor.

X-Pro2’ye yazılım aracılığıyla 4K kayıt özelliği eklenebilir, ancak soğutucunun eksikliği sebebiyle Fujifilm bu özelliğin kısıtlı olacağını ve eklemeye değmeyeceğini söylüyor. X-T2 şu anda 4K çözünürlükle yaklaşık 10 dakikalık çekim yapabiliyor, tabi eğer dikey batarya tutucusunu kullanırsanız bu süre değişiyor. X-T2 bile 10 dakika ile sınırlıyken X-Pro2’ye bu özellik eklenmiş olsaydı ne kadar sınırlı olabileceğini merak etmeden duramıyorum.

Fujifilm Kamera Karşılaştırması Kazanan

İki kameraya da detaylıca göz atınca iki kamerayı birbirinden ayıran özelliklerin çoğunun X-T2’de bulunduğunu görüyoruz. Daha fazla Fn tuşu, kontrol fonksiyonları için kullanılabilen daha fazla tuş ve kontrol kolu, oynar ekran ve 4K video kaydı gibi özelliklerden bahsediyorum. X-T2’de bulunmayan en önemli özellik hibrit vizör özelliği. Dolayısıyla, görmeden bir kamera alacak olsanız hangi kamerayı almanız gerektiğine dair size vereceğim tavsiye X-T2 olurdu. Görmeden alsanız diyorum, çünkü ben günlük hayatımda çekim yapacağım zaman genellikle X-Pro2’yi yanıma almadan evden çıkmıyorum. Belki de sadece kişisel tercihtir, ama X-Pro2’nin verdiği hissi ve görüntüsünü daha çok seviyorum.

X-Pro2 ile çekim yapmak daha eğlenceli ve düğmeleri, tuşları sanki daha doğru konumlanmış gibi. Bu yüzden de X-T2’de görüp de X-Pro2’de olabilecekken olmayan özellikler beni daha çok sinir ediyor. Ama benim kişisel zevkimi ve tercihimi bir kenara bırakırsak, özellikler göz önüne alındığında X-T2 çok açık ara birinci geliyor. Neyse ki Fujifilm donanım güncellemesinde ve kullanıcılarının yorumlarını dinleme ve uygulama konuşunda iyi bir üne sahip, dolayısıyla bu bahsettiğim eksikliklerin de ileride giderileceğini umut ediyorum.

X-Pro2 veya X-T2’niz var mı? Varsa, hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi özelliklerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz?

Fotoğraf Makinesi Temizleme

Eğer bir DSLR’a sahipseniz muhtemelen uzun bir fotoğraf gününün ardından fotoğraflarınızı bilgisayara yüklemeyi tecrübe etmişsinizdir – tam bu anda resimlerinizde siyah ‘noktalar’ ve ‘lekeler’ olduğunu fark edersiniz.

Bu nokta ve lekeler tüm çekimlerinizde tam olarak aynı yerde gözükmektedir. Çok detaylı arkaplanlarda daha az (ve özellikle küçük diyaframla çektiğiniz mavi gökyüzü gibi sade arka planlarda daha fazla) fark edilebilir. Fakat onlar tüm çekimlerinizde oradadır (soldaki resim bu durumun gördüğüm en kötü örneklerinden biri ve bu yetersiz görüntü sensörü temizliği tekniğinin bir sonucu).

Bu izlerin sebebi neredeyse kesin olarak kameranızın görüntü sensöründe toz oluşudur.

Bu problemle mücadele eden kameralar geliştiriliyor (örneğin Canon EOS 400D/Revel Xti ve diğerleri) ancak hepimiz gidip DSLR’larımızı değiştirene kadar buna karşı savunmasızız.

DSLR sahiplerinin çoğu eninde sonunda muhakkak (lenslerinizi hiç değiştirmiyorsanız orası ayrı) sensörlerinde bu kirin bir miktarına sahip oluyor.

Fotoğraf Makinesi Sensör Kirlenmesinden Korunma Önerileri
  • Lenslerinizi riskli ortamlarda değiştirmekten kaçının (rüzgar, su, toz vb. olan ortamlarda) – bir lens seçin ve ona bağlı kalmaya çalışın.
  • Lensi değiştirmeden önce kamerayı kapatın. Bazı kameralarda sensör elektrik yüküne sahiptir ve bu tozları bir mıknatıs gibi çeker.
  • Lens değiştirirken kamerayı baş aşağı (açık taraf aşağıya dönük şekilde) tutun – kameranız baş aşağı duruyorsa içine toz düşmesi imkansızdır (içine üfleyecek rüzgar yoksa).
  • Lens değiştirirken lenslerinizi hazır edin (hazırlıklı olun ve yeni lenslerinizi takılmaya hazır halde bekletin böylece kameranın mümkün olabildiğince kısa süre açık kalmış olur).
  • Lenslerinizi takmadan önce toz kontrolü yapın– lenslerinizde bulunabilecek herhangi bir maddeyi temizleyebilecek bir üfleyici bulundurun.
  • Görüntü sensörünüzü özenle temizleyin. Bunu kendinizin mi yapması yoksa profesyoneller tarafından mı temizlenmesi gerektiğine dair birçok tartışma bulunmaktadır (sensör temizlemeyle ilgili Kendin Yap yaklaşımlarından bazıları için aşağıya göz atın). Bununla kendiniz mücadele edecekseniz çok dikkatli şekilde, yukarıdaki resmi doğru yapma motivasyonu kabul ederek yapın!

Görüntü sensörünüzün kirli olup olmadığını test etmek için beyaz bir duvarı küçük bir diyafram açıklığıyla (büyük numara) fotoğraflayın. Görüntü size kirin olup olmadığına dair sonucu verecektir.

Fotoğraf Makinesi Temizleme Bazı kirli ve tozlu görüntü sensörlerini temizleme tekniklerini için aşağıdakilere göz atın:

Fotoğraf Makinesi Temizleme – DSLR’ımın lenslerini nasıl temizlemeliyim?

DSLR’ımın lensleri üzerinde çok sayıda lekelenme olduğunu fark ettim ve bunlar fotoğraflarımın kalitesini etkilemeye başlıyor. Fakat çizmekten kortuğum için temizlemeye çok korkuyorum. Herhangi bir tavsiyen var mı? Chris

Kamera lenslerinizi temizlemek herhangi bir makina sahibinin bakım sürecinin düzenli (çok düzenli olmasa da) bir parçası olmalıdır. Bu süreç esnasında çok dikkatli olmanız gerekse de o kadar da korkmanız gereken bir durum değil. Bir lensi temizlemenin en doğru zamanı, lensin kirli olduğu andır – bunu günlük temizlik alışkanlığı haline getirmeyi aksi halde iyilikten çok zarar verirsiniz. Bununla birlikte, işte size temizlik zamanı için birkaç basit ipucu:

Fotoğraf Makinesi Temizleme – Bir UV veya Skylight filtresi kullanın

Temizleme tekniklerine girmeden önce tüm DSLR kullanıcılarının göz önüne alması gereken bir ipucu paylaşmama izin verin. Sahip olduğunuz her lens için bir UV veya Skylight filtresi satın almayı değerlendirmelisiniz. Bunu lensinize sürekli takılı tutun. Buna ek olarak UV ışınlarını kesmek lenslerinizi çiziklere ve hatta kırılmalara karşı koruyacaktır. Bu aynı zamanda temizlik yaparken lensin kendisi yerine yalnızca filtreyi temizleyeceğiniz anlamına gelmektedir (toz içine girmediyse). Filtrelerin farklı kalite seviyelerinde olduğunu aklınızda tutun – eğer yüksek kalite lensleriniz varsa yüksek kalite filtreye yatırım yapmayı göz önünde bulundurun.

Lens siperleri de lenslerinizle birlikte gelen, hem ön hem arka tarafı koruyan lens kapakları gibi lenslerinizi korumaya yardımcı olabilir – onları her zaman kullanın!

Fotoğraf Makinesi Temizleme – Lens Temizleme Sıvısı

Kamera mağazalarının çoğunda almaya değer alkol tabanlı lens temizleme sıvıları bulabilirsiniz. Bunlar, parmak izlerini ve diğer lekeleri lens veya filtre üzerinde çizgi bırakmadan kaldırmanıza yardımcı olacaklardır. Temizlik esnasında bu sıvıdan çok miktarlara ihtiyacınız olmayacağını aklınızda tutun – genelde bir veya iki damla ve temizlik mendiliyle uygulanan nazik ve dairesel hareketler lens veya filtre üzerindeki izlerin çoğunu ortadan kaldıracaktır. Sıvıyı her zaman lensin kendisinden ziyade bir bez veya mendile uygulayın.

Alternatif olarak – birçok fotoğrafçı, sert sıvıları kullanmak yerine, lens üzerine nefes vererek bir bez ile temizlemenin, temizlik için daha güvenli olduğuna inanmaktadır. Benim yaklaşımım ise nefes ile başlayarak temizlenmesi zor lekeler için sıvıları kullanmaktır.

Fotoğraf Makinesi Temizleme Mendilleri

Temizleme sıvılarını uygulamak için kendinize biraz lens mendili alın. Bunlar size, lenslerinizi çizmeden silme imkanı veren oldukça ince kağıtlardır. Bunlar tek kullanımlık mendillerdir ve kullandıktan sonra atılmalıdır. Sıradan mendilleri kullanmayın – bunlar çok serttir ve lensleri çizeceklerdir.

Fotoğraf Makinesi Temizleme Bezi

Temizleme mendillerine bir alternatif olan daha modern mikrofiber temizlik bezleridir. Bu yıkanabilir bezler lenslerinizin üzerindeki toz ve yağları yakalar. Bunları kullanırken farkında olunması gereken temel unsur düzenli bir yıkama ile onları temiz tutmak – alternatif olarak çok ucuz olmaları ve yıkadıktan sonra bezde kalan bir şeyleri lensinize sürme riskini ortadan kaldırdığı için kendinize yeni bir tane alabilirsiniz.

Bir bez kullanmadan önce lensi üzerinde kum taneleri gibi büyük parçalar olmadığından emin olmak için kontrol edin. Yapmak isteyeceğiniz son şey bunu lensinizi çizecek şekilde sürmek olacaktır. Silmeden önce büyük parçaları bir üfleyici veya fırça kullanarak ortadan kaldırın.

Fotoğraf Makinesi Temizleme için Üfleyiciler

Birçok kamera mağazası farklı üfleyici çeşitleri satmaktadır. Ben şahsen bunları kameranızın içinde kullanırken çok dikkatli olmanızı tavsiye etsem de (kendinizi tozu aslında içeri itmiş bulabilirsiniz) lensler dahil kameranızın dışını temizleme konusunda harika bir seçenek olabilirler. Bir üfleyici kullanmadan önce içeriye kaçmış olan tozları dışarı çıkarmak için birkaç kez zorladığınızdan emin olun.

Fotoğraf Makinesi Temizleme için Fırçalar

Kameranızda çok fazla toz varsa, büyük parçalardan kurtulmak için kullanacağınız en iyi araçlardan biri fırçadır. Lensinizi çizmekten kaçınmak için ince ve yumuşak kıllı (deve kılı) bir tane edinin. Benzer olarak bir tarafında geri çekilebilir fırçası diğer tarafında bir temizlik pedi bulunan bir lens temizleme kalemine de yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

Fotoğraf Makinesi Temizleme için Silika Jel

Sona gelmeden önce son bir önleyici tedbir. Bir miktar silika jel kesecikleri alıp kamera çantanızın dibine yerleştirin. Kesecikler, lenslerinizi ve DSLR’ınızın nemden etkilenmesini önlemek için çantanızda oluşan nemi kendilerine çekeceklerdir. Bu keseleri, çok fazla su çekecekleri ve kullanışsız hale geleceklerinden, zaman içerisinde değiştirin.

Yukarıdaki temizlik ekipmanlarının çoğu oldukça düşük maliyetlidir ve iyi kamera mağazalarından temin edilebilir (genelde tam kit olarak). Fakat çok ucuz ekipmanlara yönelmeyin. Çok fazla para ödediğiniz bir alete göz kulak olmak için aldığınız malzemelere biraz fazladan para ödeyerek kalitesinden emin olmaya değer. İşte size Amazon’un sunduğu birkaç seçenek:

Güncelleme – Son olarak – lensleri değiştirirken çok dikkatli olun. Kameranın dış parçalarını ve lenslerini temizlemek malzemenin çok daha hassas olduğu yer olan içini temizlemekten daha kolaydır.Lensi değiştirirken ilk olarak kameranızı kapatın, kameranızı ve lensi her zaman yere doğrultun ve bu işlemi kapalı alanda veya rüzgarsız bir yerde yapmaya çalışın. Bu gibi şeyleri yapmayı çabucak öğrenin ve böylece kamera ve lenslerinizden temizleyecek daha az toz ve kirin olsun.

Fotoğraf Makinesi Nasıl Tutulur

Fotoğraf Makinesi Nasıl Tutulur ? Sorusu birçok yeni dijital (ve analog) fotoğrafçının ortak problemlerinden biridir. Fotoğrafların bulanık gözükmesi – çoğunlukla deklanşöre basıldığı anda kameranın yeterince sabit tutulmamış olmasından kaynaklı ‘kamera titremesi’ndendir. Bu özellikle objektifin daha uzun süre boyunca açık kaldığı düşük ışıkta yapılan çekimler için ortaktır. Kameranın en küçük kıpırtısı bile buna sebep olabilir ve bunu ortadan kaldırmanın tek gerçek yolu tripod kullanmaktır.

Kamera titremesi eklemek, fotoğrafı çekerken kamerayı kendilerinden bir kol uzunluğu uzakta –çoğunlukla tek elle – tutan dijital kamera kullanıcıları arasında artan şekilde yaygınlaşan bir tekniktir. Bu fotoğrafınız için güzel bir kadraj sunabilecek olsa da kamerayı vücudunuzdan (nispeten stabil bir şey) ne kadar uzakta tutarsanız fotoğrafınızda salınım veya titreme şansını da o kadar arttırırsınız.

Fotoğraf Makinesi Tutuş Şekli

Her şeyi oldukça sabit tutan üç sağlam bacağı olduğundan tripodlar kameranın titremesini önlemenin en iyi yoludur. Fakat bunlardan birine sahip değilseniz sabitliği sağlamanın bir diğer basit yolu ise kamerayı iki elinizle birden tutmaktır.

Tek elle çekim cezbedici olsa da iki el hareketsizliğinizi arttıracaktır (tripodun üç ayağı üzerinde durmasının tek ayağından iyi olması gibi).

Kameranızı tam olarak nasıl kavrayacağınız ne çeşit bir dijital kameraya sahip olduğunuza bağlı ve kişiden kişiye tercihlere bağlı olarak değişmektedir. Gerçek bir doğru veya yanlış yöntem olmasa da işte size benim genelde kullandığım teknikler.

Fotoğraf Makinesi Tutuş Teknikleri :

Kameranın sağ ucunu tutmak için sağ elinizi kullanın. İşaret parmağınız deklanşörün hafif üzerine oturmalı, diğer üç parmağınız kameranın önüne doğru kıvrılmalıdır. Sağ baş parmağınız ise kameranın arkasını kavrar. Günümüzde birçok kameranın bir çeşit kulbu ve hatta doğal hissettirmesi için parmakların nereye konması gerektiğine dair belirteçleri bulunmaktadır. Sağ elinizle kuvvetli bir şekilde tutun fakat çok sıkı tutmayın ki eninde sonunda kamerayı titretmeyesiniz. (objektif tekniği hakkındaki bir önceki yazımızı aklınızda tutun – objektifi sıkıştırın dürtmeyin).

Sol elinizi konumlandırmak kameranıza bağlıdır fakat genelde kameranın ağırlığını desteklemelidir. Kameranın altında veya bir DSLR’iniz varsa lensin altında/etrafına oturmalıdır.

Vizör kullanarak çekim yapıyorsanız kamera vücudunuza yakın bir şekilde durduğundan bu size ekstra sabitlik sağlayacaktır. LCD kullanarak çekim yapıyorsanız kamerayı kendinizden çok uzakta tutmadığınızdan emin olun. Dirseklerinizi kendinize doğru kırın ve kamerayı yüzünüzden biraz uzağa doğru eğin (yaklaşık 30cm). Alternatif olarak çok küçük veya içinden bakması zor değilse vizörü kullanın (birçok noktada ve günümüz çekimlerinde bir problem).

Duvar veya ağaç gibi katı bir nesneye yaslanarak veya oturarak veya çömelerek ekstra sabitlik katın. Ayakta durmak zorundaysanız ve yaslanacak bir şeyiniz yoksa fazladan destek için ve kendinize sabit bir duruş sağlamak için ayakları omuz genişliğinde açın. Vücudunuzu ne kadar sabit tutabilirseniz kamera da o kadar sabit olacaktır.

Kamerayı bu şekilde tutmak size çekimleri hızlıca yapabilme esnekliği sağlayacak ve aynı zamanda objektörün açık olduğu kritik bir anda sabit kalmanıza yardımcı olacaktır.

Fotoğraf Makinesi Nasıl tutulur üzerine bir başka hızlı bonus ipucu : 

– resminizi çekmeden önce kibar fakat derin bir nefes alın, tutun, resmi çekin ve nefesinizi bırakın. İnsanların kullandığı bir başka yöntem ise bunun tam tersi – nefesinizi verin ve tekrar almadan önce resmi çekin. Vücudun yalnızca nefes alıp vererek ne kadar yükselip alçaldığını fark etmek müthiş – bunun farkında olmak size bir üstünlük sağlayabilir.

Tabi ki her insanın daha rahat hissettiği kendine ait küçük teknikleri olacaktır ve eninde sonunda sizin için en iyiyi bulmanız gerekecek. Yeni dijital makinanızla birlikte kendinizi tanımanın ilk günlerinde kendi tekniğinizi göz önüne almaya değer.

Fotoğraf Makinesi nasıl tutulur hakkında son bir not :

bu yazı kamera titremesini ortadan kaldırmaya yardım etmeye yönelik ‘bir kamera tutma’ yöntemi ile ilgilidir. Ne kadar insanın bunu yanlış anladığını ve resimlerinin neden bulanık olduğunu merak ettiğini görmek hayret uyandırıcı.

Tabi ki kamera titremesini azaltmaya yönelik tutuş şeklinizle birlikte kullanılması gereken başka teknikler de bulunmaktadır. Objektif hızı, görsel stabilizasyonlu lensler ve tabi ki tripodlar yardımcı olabilir – ilerleyen yazılarda tüm bunları ele alacağız.

Fotoğraf Makinesi nasıl tutulur Deklanşör Tekniği

Haftalık gazeteme cevap olarak dün Harold (bir abone) dün yazdığım sürekli çekim modu kullanımı ile ilgili karşı karşıya kaldığı bir problemden bahseden bir e-posta gönderdi. Gönderdiği mesaj:

“Süreli Çekim ile ilgi verdiğin ipuçları için teşekkürler Darren. Bu ipuçlarını DSLR kameramda düzenli olarak kullanıyorum fakat bir problem var. Kendimi her seferinde istemiş olduğumdan daha fazla kare çekmiş olarak buluyorum. Parmağımı deklanşöre koyuyorum ve farkına bile varmadan bir yığın kare çekmiş oluyorum. Bu konuda tavsiyen var mı?”

Sorun için teşekkürler Harold. Ne yazık ki bu problem cevaplamanın eski bir deyişi kullanmak dışında kolay bir yolu yok – ‘pratik mükemmelleştirir’.

Karşı karşıya kaldığın problem biliyorum çünkü eski analog SLR makinamda sürekli çekim modunu ilk keşfettiğimde aynı problemi ben de yaşadım. Kolaylıkla ve çabucak 36 pozluk bir filmin sonuna ulaşıyordum (pahalı bir problem). Bunun üstesinden çoklu çekim modunda kamera içinde film olmadan çekim pratiği yaparak geldim. Bunu yaparak bir, iki, üç veya daha fazla kare çekmek için ne kadar baskı gerektiğini öğrendim. Tabi ki dijital bir kamera ile istenmeyen karelere para ödemeye gerek kalmadan olduğu gibi de pratik yapabilirsin.

Öneriler

Sürekli çekim modunda (veya konuyla ilgili herhangi bir modda) çekim yaparken kullanman için verebileceğim en iyi tavsiye : deklanşöre sert bir şekilde basmak yerine hafifçe basabilmek için sıkı çalış.

Bir zamanlar biri bana silah ateşlemekle aynı presipte olduğunu (konuya çok hakim olduğum söylenemez) söylemişti. Tetiğe asılıp kendinizi hedeften saptırmak yerine silahı düzgün tutmak için nazikçe basın.

Bir kamera ile bu tekniği kullanmak size sürekli çekim modunda istediğiniz sayıda kare çekmek için daha fazla kontrol şansı verecek. Ek olarak kamerayı daha sabit tutmanızı sağlayıp titremeyi azaltarak fazladan bir ekstra bir fayda sunmuş olacaktır.

Son olarak, deklanşöre parmağınızın en uç kısmıyla basmak yerine düz kısmını kullanın. Böylece parmağınızın ucu deklanşörü bıraktığınız anda neredeyse yatay şekilde olacaktır. Bu size olabildiğince kontrol sahibi olmanız için yardımcı olacak ve aynı zamanda kamera titremesini de azaltacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here