PAYLAŞ

Shoulderpod S1 : IPhone videolarınız için minimalist bir aparat

Fstoppers Reviews the Shoulderpod S1: A Minimalist iPhone Videography Rig

Shoulderpod S1 iPhone veya diğer akilli telefonlarınız için tasarlanmış çok yönlü ve taşınabilir bir aparat. Bu aparat, telefonunuzla video çekerken telefonu elinizde sabit tutmanıza yardımcı oluyor ya da ihtiyacınız olduğu takdirde bir üçayak (tripod) üzerine monte etme imkanı sağlıyor. Böylece, daha büyük bir donanıma gerek kalmadan ya da sizi bir cep telefonu tutucuya mahkûm bırakmadan görüntünün titremesini azaltıp istikrarlı bir çekim yapmanızı sağlıyor.

Fstoppers bugüne kadar cep telefonları için üretilen birçok donanımı, telefon tutma çubuğunu ve sabitleyiciyi sizler için inceledi. Su an piyasa bulunan üst klasman akıllı telefonlar hareketli görüntüleri de sabit görüntüler kadar iyi çekebiliyor. Eğer DSLR kameranız 4k çekim yapamıyorsa, bunu hali hazırda yapabilen ve her daim yanınızda olan bir aletten neden yararlanmayasınız ki?

Shoulderpod S1 Cep Videoların Sorunları

Cebimdeki iPhone’unun (hala gecen senenin 6Sini kullanıyorum ve yenisiyle değiştirmeye iki sene daha var, yani 8i bekleyeceğim) doğru ayarlar kullanıldığında, bugün TV’de gösterilen herhangi bir şeyden çok daha yüksek çözünürlükte çekim yapabildiğine inanmakta hala zorlanıyorum. Akıllı telefonlarla çekim yaparken iyi görüntü yakalamanın da teknik görüntü kalitesi ve esneklik gibi bazı dezavantajları var ne yazık ki. Tabi ki de az ışıkta çekim yapma kalitesi düşük, lensler kısıtlı, alanın sığ derinliğini yansıtabilmek hiç de kolay değil. Yine de iPhone 7 Plus’in iki lensli kamerasını ve sabitler için geliştirdikleri sahte derinlikli portre modunu ele alırsak, bu bahsettiğim sorunları aşmaları çok da zaman almayacağa benzer.

En dikkat çeken problemse ise; telefonunuzu ya cebinizde taşıyacak ve video çekmek için hazır bir halde tutmayacaksınız ya da telefonunuzu normal bir video kameradan çok da farkı kalmayacak biçimde profesyonel anlamda donatacak, büyük, taşıması zor, ağır bir hale sokacaksınız. İlk seçenek gayet minimalist bir yaklaşım ikinci seçenekse video çekmek için ideal ama muhtemelen yanınızda taşımaya zahmet etmezsiniz. Tipik bir üst klasman akilli telefon henüz telefonu güvenli bir şekilde sabitleme seçeneği sunmuyor ve bu da cihaz için olması gerekenden daha riskli bir durum. Ayrıca, telefonunuzu bir üçayak üzerine oturtmanız da mümkün değil. Öte yandan telefonunuzu profesyonel bir donanıma monte etmek de pek akıllıca değil, çünkü en basta telefon olarak kullanılma özelliğini yitiriyor ve bunun yanı sıra ağır ve kocaman bir cihaza dönüşüyor.

Shoulderpod S1 Minimalist Seçenek

Başarısız bir minimalist olarak, hala seyahat ederken donanım sayısını azaltmaya çalışıyorum. Bu yüzden de geçtiğimiz altı ay içersinde Shoulderpod S1’i bir kullandım, bir bıraktım. S1 küçük, hesaplı, video çekmekte kolaylık sağlayan ve gerektiğinde tipoda monte edilebilen bir tutucu. Shoulderpod’un en küçük ve ekonomik ürünü. Barselona’da faaliyet gösteren firma aynı zamanda S1in basit bir cep telefonu tutucusu olma fonksiyonunu daha gerçek bir donanıma dönüştürerek R1 Go ve R1 Pro adında iki farklı model daha sunuyor.

R1 Go’nun Shoulderpodunuzu tutmak için ahşap ve daha uzun ve sağlam bir sapı bulunuyor. Ayrıca, ekstra olarak tripod’un üzerine mikrofon, ışık ya da gerekli olan başka bir aparatı tutturabileceğiniz bur uzatma çubuğu var. R1 Pro’nun seçeneklerinizi arttıran hem iki uzun sapı hem de iki monte vidası mevcut.

Eylül’de Photokina’dayken Shoulderpod’un birkaç aparatını daha deneme imkanı buldum. S1 gibi onlarda gayet sağlam ve fonksiyonel ürünlerdi. Shoulderpod kaliteli ürünler yapıyor ama bir tank kadar sağlam ürünler olduklarını da söyleyemeyiz. S1 sert, dayanıklı bir plastikten yapılmış ve bazı yerlerinde de metal kullanılmış. Peki, o zaman S1 nasıl çalışıyor ve hedef kitlesi kimler?

Shoulderpod S1 Kullanımı

S1’in nasıl kullanıldığını anlamak için kullanım kılavuzuna ihtiyacınız yok. Üç parçadan oluşuyor. Üst kısmında bulunan kelepçe telefonu tutuyor. Büyükçe ve rahat kavranabilen bir vidayla bu kelepçeyi başparmağınızla kolayca sıkılaştırıp gevşetebiliyorsunuz. Hatta vidanın üzerinde yönleri gösteren bir ok resmi ve de sıkılaştıran tarafta “daha fazla zorlamayınız” uyarısı mevcut. Muhtemelen kullanımdan çok hukuki sebeplerden dolayı bu uyarı konulmuş olsa da yine de orda olması faydalı bir not. Böylece vidanın üzerine sanki Hulkmıssınız gibi bir güç uygulayıp da aleti kırarsanız uyarmadıklarını iddia edemezsiniz.

Shoulderpod S1 in its component pieces.

Küçük ve hafif sapı anodize siyah metalden yapılmış ve kelepçenin standart tripod deliğine monte edilmiş. Opsiyon olarak deri ve kumaştan yapılmış olan kayışını da bileğinize geçirerek kullanabilirsiniz. Ben bu kayışları her zaman kullanıyorum. Hem telefonunun tutuşunu daha güvenli hale getiriyor, hem de psikolojik olarak da daha güvenli olduğu hissini doğuruyor.

Telefonunuz güvenli bir şekilde bağladıktan sonra artik S1in sapını denge unsuru olarak ve kendisini de küçük bir tutucu olarak kullanabiliriniz. S1i ayrıca video chatlerinizde ya da internetten video izlerken stand olarak da kullanabilirsiniz, ama sadece dik pozisyonda. S1i telefonunuz üzerindeyken tutma kolunu yerinden çıkartarak stand olarak kullanmanız mümkün. Ancak, bu size sadece doksan derecelik bir açı veriyor. Bu açıyı çekim yaparken kullanabilirsiniz ama telefondan video izlerken kullanmak için pek ideal değil. Bu noktada S1i sadece portre modunda çekim yapmaya yarayan küçük bir tripod ya da kum torbası olarak düşünebilirsiniz. Bu kısıtlamayı bir sorun olarak görmezseniz, ister uzun pozlama olsun ister aralıklı çekim, akilli telefonunuzla gayet kolay gerçekleştirebilirsiniz: Shoulderpod telefonunuzu farklı farklı acılarda sapasağlam tutabilecek nitelikte.

Shoulderpod S1 Diğer Kullanım Şekilleri

Çok geçmeden S1i kullanabileceğim farklı yerler de keşfettim. Küçük tutma sapı ve bileğe geçebilen kayışı sayesinde Sony HDR-AS50R aksiyon kameram elde tutulabilir, harika bir ekipmana dönüştü. Alternatif olarak, tripod vida adaptörüne taktığım ek flash barı ve harici flaş takma yuvası sayesinde bir kaç eklenti noktası olan geçici bir başlık yapıverdim. Shoulderpod’unuzu sayesinde telefon ekranınızı DSLR ya da aynasız kameranızla beraber kullanabileceğiniz daha geniş bir vizore dönüştürebilirsiniz. Hatta telefonunuzu başka bir kameranın üzerine ters şekilde oturtarak arka plan çekimleri yapabilir ya da daha geniş açılı görüntü elde edebilirsiniz. Kısacası, kullanım sekilerini istediğiniz kadar çeşitlendirebilirsiniz.

Shoulderpod S1 rig.

Shoulderpod S1 Neleri Beğendim

Shoulderpod S1 küçük, sağlam ve kesinlikle cepte taşınabilir boyutta. S1in üzerine ek ekipmanlar takılıp çıkartılabilir. Dolayısıyla, eğer bir gün video çekimleriniz için daha ciddi bir ekipmana ihtiyaç duyduğunuzu düşünürseniz tamamen yeni bir başlık almak zorunda kalmayabilirsiniz. Bunun yerine, ister Shoulderpod’un diğer ürün seçeneklerinden olsun, ister herhangi bir tripod standına monte edilebilir başka cihazlar olsun, kendinize uygun olanı seçerek S1’inizi bu ek aparatlarla zenginleştirebilirsiniz.

S1 birçok akıllı telefona uyumlu, hatta iPhone 7 Plus gibi telefon tabletlerin de bazılarıyla kullanılabilir. Eğer telefon tasarımlarında su an öngöremediğimiz inanılmaz değişiklikler olmadıkça da çoğunlukla uyumlu olmaya devam edecek. Bu da demek oluyor ki, Shoulderpod’u sadece bir kez satın almanız yeterli olacak ve çok yüksek ihtimalle gelecek nesil telefonlarınızla da adaptasyon sorunu da çekmeyeceksiniz.

The S1 as a stand.

Shoulderpod S1 Geliştirmeye Açık Yönleri

S1in cep telefonlarını kavramaya yarayan kelepçesi sert, koyu gri bir plastikten yapılmış ve yeterince sağlam duruyor. Ancak, telefonunuzu güvenli bir şekilde sabitleyene kadar kelepçenin vidasını sıktığınızda biraz yamuluyor. Bu kadar kaliteli malzemelerle tasarlanmış bir üründe bu durumun kullanım suresince öyle büyük bir sorun çıkaracağını tahmin etmiyorum ama biraz daha üst kalite metalin kullanıldığı Premium versiyonu çıksa onu tercih edebilirim. Ama bu çok önemsiz bir detay sayılır. Shoulderpod web sitesinde kendi ekipmanlarını tanıtırken “profesyonel kullanım için yüksek kalite materyallerle üretilmiş” olduklarını açıkça belirtiyor ve ben de bıraktığı izlenim de bunun doğru olduğu yönünde. Shoulderpod’un tepesinde yer alan ikinci tripod deliği de kullanım ihtimallerini çoğaltıyor. Son olarak, belirtmeliyim ki Shoulderpod’u telefon standı olarak kullanmak istediğinizde sadece dikey pozisyonda kullanabiliyor olmanız bazen sinir bozucu bir hal alabiliyor.

Shoulderpod S1 Sonuç

Eğer video çekmek uzmanlık alanınız değilse ama yine de bu konuda deneyim kazanmak istiyorsanız, Shoulder S1 size göre. Eğer tatildeyken her turlu fırsatı kaçırmayan ama ayni zamanda da gereksiz aparatları yanında taşımaya sevmeyen bir arkadaş gurubuysanız bu aparattan bir tane edinmelisiniz. Elde çekim yapmayı seviyor ama tripod olsa onu da mutlaka kullanırım diyorsanız, bir tane Shoulder S1 edinin. Telefonunuzun video çekme özelliğini sadece gelişi güzel zamanlarda kullanıyorsanız bu aparatı almanıza gerek yok. Eğer ki S1i kafes olarak kullanmayı düşünüyorsanız o zaman muhtemelen buna değecek yatırımı yapıp tam teşekküllü bir ekipman kurmanız sizin yararınıza olacaktır.

Blackmagic 4K Video Assist video kayıt süresini iki katına çıkartması ve 7 inçlik dokunmatik ekrana sahip bir monitör olması gibi özellikleriyle daha büyük bir prodüksiyona yatırım yapmayı düşünen DSLR film yapımcılarını hedef alıyor.  Geçen ay Chicago’da gerçekleştirdiğim bir kaç çekimde Video Assist’i kullanma imkanım oldu. O yüzden size biraz bu monitörün özelliklerinden, gövde kalitesinden, kullanım şeklinden bahsetmek ve fiyatı hakkında bilgi vermek istiyorum.  Video Asist’in biri bes inclik HD versiyonu, diğeri ise yedi inclik Ultra HD versiyonu olmak üzere iki farklı modeli mevcut. Bu inceleme de sadece Ultra HD versiyonun üzerinde duracağım.

 

Blackmagic 4K  Firma

Blackmagic Design ekonomik, yüksek çözünürlüklü dijital sinema kamerası üreticisi olarak biliniyor ama aslında kendi kameralarını üretmeye başlamadan çok daha önceden beri piyasada yer alıyorlar.   Prodüksiyon sonrası donanım ve mühendisliğe dayanan kökleriyle piyasadaki büyük çıkışlarını 2002 senesinde Mac OS sistem için hazırladıkları hesaplı yakalama kartı ile yaptılar ve o gün bugündür büyümeye devam ediyorlar. Bugün firma Da Vinci çözünürlüğünden dönüştürücü kutulara ve kodlayıcılara kadar geniş bir ürün yelpazesinde hizmet sunuyor.

 

Blackmagic 4K  Gövde Kalitesi

Alüminyumdan yapılmış gövdesini kutudan çıkarır çıkarmaz tank gibi sağlam bir donanım olduğunun farkına varıyorsunuz. Ürün özelliklerinde yaklaşık 795 gram ağırlığında olduğu belirtilmiş, yani öyle çok ağır da sayılmaz. Averaj kamera monitörünüzden az biraz daha ağır. Bu sebeple, parçaları bir araya getirirken iyice sağlamlaştırdığınızdan ve güvenli olduğundan emin olmalısınız. Video assist 4K iki adet değiştirilebilir Canon LP-E6 batarya, ile ya da 1.8 metrelik kordonuyla prize takabileceğiniz AC girişiyle çalışıyor. Arka yüzünde biraz da olsa gürültü yapan bir fan bulunuyor ama gürültü seviyesi beni rahatsız etmedi. Yalnız, eğer sadece kameraya takılmış bir mikrofonla kayıt yapacaksanız, o zaman yüksek ihtimalle mikrofon bu fanın sesini de yakalayacaktır.

Sesi kontrol edebilmek için kulaklık girişleri ve ayrıca kayıt kontrolünü sağlamak için bir adet de LANC girişi bulunuyor.

Monitörün alt kısmında, ilk başta fark edemediğim, sonrasında da ne işe yaradığını çözemediğim küçük bir kapakçık var. Meğer kendisi bir nevi stant görevi görüyormuş. Kapakçığı dışarı doğru çekince monitörün ayağına dönüşüyor, böylece monitör herhangi başka bir desteğe lüzum kalmadan düz zemin üzerinde kendi kendine ayakta durabiliyor. Çok basit bir özellikmiş gibi görünse de, bu tarz küçük detaylar ürüne büyük bir artı katıyor.

Monitörün hem alt hem de üst kısmında monte etmek için açılmış üç adet ¼-20 inçlik delik bulunuyor. Anoga kolu  muhtemelen uyumlu olacaktır ama kendi çekimlerimde VA4K’yi sabitlemek için resimde gördüğünüz bu  küçük top başlıklı soğuk ayakkabı montaj kiti kullandım ve bu çözüm de yeterince kolaydı.

Monitör olarak Video Assist Blackmagic 4K 

Çekimlerim boyunca Video Assist 4K’yi Sony FS5FS700 ile birlikte kullandım ve daha sonrasında da Panasonic GH4 ile test ettim. Her seferinde tam boy HDMI kablosuyla bağlantı sağladım (GH4’un mikro HDMI girişi olduğu için, Amazon’dan ucuz bir kablo dönüştürücü sipariş ettim). Eğer VA4K’ya harici bir ses dosyası ya da yedek mikrofon sinyali göndermek istiyorsanız, bunu gerçekleştirebileceğiniz Mini XLR girişi de mevcut (dönüştürücüyü BMD’den temin edebilirsiniz).

Monitör ekranı iç mekanlarda yeterince parlak görüntü veriyor; ancak diğer tüm monitörlerde olduğu gibi VA4Kyı da dış mekanda kullanırken gün ortasındaki yoğun ışıkta monitör üzerinde takılacak bir örtü/kapak kullanmak isteyebilirsiniz. Bu incelemeyi yaptığım gün itibariyle Blackmagic henüz bir güneş koruması ya da örtü seçeneğini piyasaya sunmuş değil ancak, ihtiyacınız varsa yan sanayi ürünlerinden temin edebilir ya da siyah köpük kartondan kendinize bir parça keserek bunu kullanabilirsiniz.

1920’ye 1200 piksel dokunmatik ekranın algılama hızı yerindeydi ve çekmekte olduğum görüntüyü gerektiği şekilde keskin görüntülemeyi başardı. Monitör’ün ürün özellikleri arasında, kişiselleştirilebilir zebra çizgileri, odak doruğu, grid krokisi, histogram, yanlış renk ve kritik odak noktalarını kontrol ederek kendi zoom büyütmesini dengelemek gibi özellikler var. Bazı durumlarda aynı anda gözümün iki farklı kamera arasında gidip gelmesi gerekti ve geniş ekranı sayesinde mevcut kurulumun önünde dikilmeden de her şeyi kolayca kontrol edebilme imkanı buldum.

Blackmagic 4K Renk

Parlaklık, kontrast ve renk doyumunu ayarlayabiliyorsunuz; ancak VA4K’nin 2.1 yazılım versiyonunda, başka bir kalibrasyon ayarı bulunmuyor. Sanırım 1.000 Dolarlık bir monitör/kayıt cihazından ekstra bir takım renk kanalı ayarları talep etmek biraz fazla haksızlık olur. Yine de monitörde çıkan görüntünün kameralarımdaki LCD final görüntüsünden bir parça daha sıcak bir tona sahip olduğunu söylemem gerek. VA4K arka planda HDMI/SDI’a gönderilen sinyali ölçümlüyorken, kamera dahili ham sensor datasını ölçümlüyor. Bu sebepten dolayı aralarında bir takım farklar doğuyor olması muhtemel.

Gerçek şu ki, ekranda verilen görüntü sizin düzeltme yapmanız için değil de çerçeveyi, odağı ve ışığı geniş ekranda görmeniz için tasarlanmıştır. Monitörü bir kaç defa kullanıp, video görüntülerine göz atınca ekranda yansıttığı görüntünün kayıt görüntülerine oldukça yakın olduğunu fark ettim.

Çekimlerimde VA4Knin kayıt özelliğini çekim yedeğim olarak kullandım. Öyleyse, biraz da kayıt özelliklerinden bahsedebiliriz.

Kayıt Cihazı olarak Video Assist Blackmagic 4K 

VA4K şimdi sayacağım şu kod çözücüler için farklı seçeneklere sahip: ProRes proxy, LT, 422, 422 HQ ve Avid DNxHD(220, 145, 45), DNxHR (HQ, SQ, LB). Çözünürlükler Ultra HD (2160p30)’ye kadar çıkıyor ve 10-bit renkte kayıt yapıyor. Kameranızın özelliklerine bağlı olarak, benim yaptığım gibi yedek kayıt yapmanıza yarayacak şekilde simültane kayıt yapabilir hatta Proxy görüntü kaydı bile alabilir.

Kayıt halindeyken, pilleri kullandım. Pillerin hepsinin şarjı tamdı ve yaklaşık 3 tane 25 dakikalık röportajın sonunda bir pil tamamen bitti, diğeri de bitmeye çok yakındı. Dolayısıyla buradan pil ömrünün çok da iyi olmadığı sonucunu çıkarttım.  Monitörü AC ile prize taktığımdaysa pillerin tekrar şarj olması hoşuma gitti. Kayıttan sonra gece otelde pilleri şarja taktım ama pillerin tam olarak dolup dolmadığını gösteren herhangi bir ibare olmadığı için monitörü açık vaziyette bıraktım (Blackmagic aslında pilleri şarj ederken monitörün açık olmasına gerek olmadığını söylüyor).

Kayıtlı görüntü dosyaları ise tam da tahmin ettiğim gibi çıktılar. Elimde gayet yeterli, düzeltmeye hazır, profesyonel çözünürlüklü dosyalar vardı. AVCHD dosyaları genelde baya sıkıştırılmış şekilde gelir ama bu dosyaların büyüklükleri fark edilebilir derecede yüksek, o yüzden mümkün olduğu kadar büyük bir belleğe ihtiyacınız var. VA4K zekice bir çözüm sunarak, SD kartları arasında ölçüm yaparak birinin dolmasıyla otomatik olarak ilkinin bittiği yerden ikinciyi başlatarak kaydediyor.   

4K çözünürlük kalitesini kaydedebilecek hızda SD kartları kullanmanız gerek yoksa çerçeveyi düşürmek gerekebilir. Blackmagic şu iki karttan birini kullanmanızı tavsiye ediyor (ama piyasada seçtiğiniz kod çözücü ve çözünürlük ayarına göre bu önerilenler haricinde işinize yarayacak başka kartlar da olabilir):

Kayıt süreleri seçeceğiniz kod çözücü, çözünürlük ve kart kapasitesi gibi özelliklere göre değişiklik gösterecektir. İşte size küçük bir örnek kıyaslama tablosu:

Blackmagic 4K Ne kadar

Blackmagic Video Assist 4K’nin satış fiyatı 895 Dolar olarak belirlenmiş ve piyasada bulunan monitörler arasında 1200 Doların altında olup da dahili kayıt özelliğine sahip tek monitör. Alt orta sınıf prodüksiyonlarda muhtemelen ihtiyaç duymayacağınız ek özelliklere sahip olmayabilir ama öngörünüm kamerası ve kayıt cihazı özelliklerini bir arada taşıyan bir monitör satın alıyorsunuz.

Artıları

  • Ekonomik fiyatı
  • SSDs kartı yerine SD kartı kullanması
  • Canon batarya kullanması ve şarj edebilmesi
  • Güzel tasarımı ve profesyonel görünümü

Blackmagic 4K Geliştirilebilir Özellikleri

  • Biraz ekran kalibrasyonu ayar seçeneği görmek isterdim.
  • Şarj aleti olarak kullanırken bataryanın doluluk oranını gösterir LED ışığı olsa daha iyi olurdu.
  • Batarya ömrü yüzdesinin ana ekran yerine barda gözükmesi daha faydalı olurdu.

Blackmagic 4K Sonuç

Eğer kamera üzerinde öngörünüm yapabileceğiniz bir monitör arayışındaysanız ve bunun yanında gelecek olan yedek kayıt yapma imkanı da size kendinizi şanslı hissettirecekse, Blackmagic 4K Video Assist tam size göre bir seçenek. Eğer ihtiyacınız olan daha çok kalibrasyon kontrolü, LUTs, ek kod çözücüler veya kayıt özellikleri ise, o zaman bir kaç yüz dolar daha fazla ödeyip başka seçeneklere yönelmeniz gerekecek. DSLR ve kompakt kamera ile film yapanları düşünürsek, bu monitör hem bütçelerine hem de yaptıkları isin gerekliliklerine tam uyum sağlayacaktır.

 

Kaynak :  Mike Wilkinson

 

Apple OLED Touch Bar’lı yeni ince MacBook Pro’yu tanıttı

Apple Retina MacBook Pro’yu tanıtıp DVD sürücüyü gövdesinden çıkartarak yeni bir laptop standardı geliştirdiği 2012’den bu yana standart dizüstü bilgisayarınız için pek fazla bir değişiklik yapılmamıştı – özellikle Apple ürünlerinde. 4 yıl kadar önce Apple – şimdilerde her yerde mevcut olan – özel tasarıma geçiş yaptı. En son bir sene kadar önce yaptığı güncellemeden sonra Apple, milyonların sabırsızlıkla beklediği jenerasyon atlatan bir değişikle geri döndü. Zamanlaması yerinde bir değişim. Hadi şimdi  en son Apple MacBook Pro’nun yeni özelliklerine ve özellikle OLED Touch Bar özelliğine birlikte göz atalım.

OLED Touch Bar

En yeni Apple MacBook’’un en çok tartışılan yeni özelliği OLED Touch Bar. OLED Touch Bar özellik tuşlarının bulunduğu sıranın tümünün yerini alıyor ve kullanıcılara klavye uzunluğunda tek bir dokunmaya duyarlı OLED cam şerit sunuyor. Bu cam şeridin kullanım şekli o an kullandığınız uygulama veya elinizdeki işte size en çok yarayacak araçlara uygun olarak otomatik olarak değişiyor. Klavye üzerindeki metin ve ikonografi, uygulamalara özgü düzenlenmiş ve OLED Touch Bar’ın farklı bölgelerine dokunarak bir birinden farklı, çeşitli işlemleri gerçekleştirebiliyorsunuz.

OLED Touch Bar Touch ID

Apple, telefonlarında kullandığı parmak izi tanıma teknolojisi Touch ID’yi en son MacBook modellerine daha yeni uyarlıyor ve bu özelliği MacBook Pro’da da  OLED Touch Bar’ın en sağ köşesindeki alana yerleştiriyor. Touch ID özelliği, Apple’ın en son MacOS Sierra işletim sisteminde yer alan Apple Pay’in Safari üzerinden yaptığı ödemeler de dahil olmak üzere daha bir sürü farklı işlemde kullanılabiliyor. Touch ID özelliği daha da yayıldıkça, bankacılık uygulamaları ve diğer benzer uygulamalar da bu özelliği imza işlemleri için avantajlarına çevireceklerdir, dolayısıyla Touch ID’nin ileriki zamanlarda Mac deneyiminin daha sık kullandığımız bir parçası haline gelmesi yüksek ihtimaldir.

 

OLED Touch Bar Hafif, Kompakt Tasarım

Tabi ki de herkes Apple’ın yeni, incelmiş, hafif MacBook Pro’sunu keyifle kullanacak. Yeni MacBook serisi 13 inç MacBook (orijinal 12 inç  MacBook tasarımına bağlı kalarak yapılmış) ve MacBook Pro’nun 13-inç ve15-inç değişkenlerinden oluşuyor. Yeni MacBooklar bir bilgisayardan ihtiyacınız olabilecek en ince noktaya kadar geldiği için MacBook Air’e artık gerek yok. 13-inç MacBook Pro 1.37 kilogram ağırlığında ve 14.9 mm inceliğinde. Bir önceki MacBook Pro sürümünden yüzde 15 daha hafif ve yüzde 17 daha ince. 15-inç MacBook Pro da benzer kazanımlara sahip. Bir diğer gözle fark edilir değişiklik ise büyütülmüş boyuttaki Trackpad, hatta kocaman olduğunu söyleyebiliriz. Yeni Trackpad bir önceki Trackpad’in iki katı büyüklüğünde. 12 inç MacBook’ta kullanılan “kelebek” tipi mekanizma ödünç alınarak ve geliştirilerek tasarlanmış ve iyice inceltilmiş olan klavyeyle bir bütünlük sağlamış. Ayrıca, ilk kez MacBook Pro serisinde iki farklı renk opsiyonuna da sahibiz; gümüş ve uzay grisi.

 

OLED Touch Bar Hoşgeldin Thunderbolt 3, Hoşçakal SD Card Girişi, HDMI ve USB

Apple sahip olduğumuz teknolojiye bağlanmamızı sağlayan yöntemlerin üzerinde yenilik yapmaya ve bu konuda liderlik etmeye devam ediyor.  Bu sefer de MacBook Pro bundan nasibini almış gibi gözüküyor. HDMI, MagSafe, Thunderbolt ve USB girişleri kaldırılarak, 4 adet USB-C Thunderbolt 3 girişi ile yer değiştiriyor. Bu demek oluyor ki, bunlardan herhangi biri ile şarj edebilirsiniz, herhangi bir diğerine sunum ekranı takabilir ya da benzer başka sebeplerle kullanabilirsiniz.  Ancak bu aynı zamanda bir sürü de adaptöre ihtiyacınız olacağı anlamına geliyor, zira henüz direk olarak USB-C girişine direk bağlanabilecek pek bir kablo bulunmuyor. Öyle hissediyorum ki bu durum bir kaç yıl içerisinde önemini yitirecek; çünkü böyle değişikliklere çok hızlı adapte oluyoruz ve yeni MacBook Pro’ya da aynı şekilde adapte oluruz; ancak şu an bu yeni modeli almayı düşünenler, hali hazırda mevcut olan farklı teknolojik cihazlarını bu bilgisayarla kullanmaya devam etmek istiyorlarsa bir süre daha başları ağrıyacaktır.

 

OLED Touch Bar Daha İyi Bir Ekran

Zaten çoktan etkileyici olan Retina ekran özeliğinde de iyi yönde bir gelişme gözlemliyoruz. Yeni MacBook Pro ekranları yüzde 67 daha parlak, yüzde 67 daha yüksek kontrast oranına sahip, yüzde 25 daha renkli ve bir önceki modele kıyasla çok daha az güce ihtiyaç duyarak çalışıyor. Fotoğrafçıların ilgisini çekecek başka bir ana başlık ise papatya dizilimi ile iki LG UltraFine 5K’yı

tek bir USB-C girişine takarak aynı zamanda da MacBook Pro’nuzu şarj edebilecek olmanız.

 

Yükseltilen Güç

15-inç modeli dört çekirdekli Intel i7 işlemci ile çalışıyor, 2,133Mhz RAM’i bulunuyor, daha önceki modele kıyasla 2.3 kez daha hızlı olan Radeon Pro (Polaris) grafikleri mevcut ve 4 GB’a kadar video hafızasına sahip. 13-inçlik versiyonu çift çekirdekli i5 ve i7 işlemcilere ve Apple’ın iddiasına göre bir önceki modele kıyasla 2 kat daha hızlı olan Intel Iris Pro grafik özelliklerine sahip. Ayrıca keynote event’te video editleme işlemini gerçekleştirirken de eski modele kıyasla yüzde 57 daha hızlı olduğu iddia edildi. Batarya ömrü ise 10 saate kadar uzatılmış.

 

OLED Touch Bar Erken Hüküm

Güç, ekran ve form gibi özelliklerde gözle görülür gelişmeler olmasına rağmen, haklı olarak, hepsinin arasından sıyrılarak başlıklara taşınacak olan asıl özellik, yeni Touch Bar olacaktır. Apple klavye kısa yollarını hatırlamaya ihtiyaç kalmadan, kullandığınız uygulamadaki sık kullanılan işlemleri hatırlayan yeni bir çözüm sunuyor. Bunun Safari üzerindeki uygulaması çok faydalı durmakla beraber Adobe Lightroom ve benzeri fotoğraf editleme yazılımlarını kullananlar için kullanımı kolaylaştırmaya yönelik klavye hafızasına kodlanmış kısa yollar zaten mevcut olduğu için Touch Bar bu uygulamalarla çalışanlar tarafından büyük bir yenilik olarak algılanmayabilir. Apple’ın eskiden de uyguladığı şekilde, mevcut makinenizi bir yenisiyle değiştirmek o kadar da basit bir işlem olmayabilir, zira kullanmakta olduğunuz farklı ortamlardaki tüm cihazların Thunderbolt 3 ile konuşabilmesi ve büyük ihtimalle de bunu bir kaç farklı adaptörle yapması gibi bir zorunluluk oluştu.

Peki, fotoğrafçıların hevesle beklediği MacBook Pro bu mudur? Bu sorunun cevabı kesinlikle şu an kullanmakta olduğunuz cihazın hangisi olduğuyla alakalı. Güçteki kazanım muhtemelen 2015 ortası Intel i7 dört çekirdekli versiyonla kıyaslanırsa hafif kalacaktır, ama daha eski versiyonlara göre ciddi bir fark var. Touch Bar iş akışı için bir devrim sayılabilir ama aynı zamanda aslen böyle bir değişiklik talebi ve isteği var mıydı, bundan pek emin değilim. Ayrıca şu an kullandığınız MacBook Pro’ya bağladığınız hiç bir cihazın yenisine uymayacağı gibi büyük bir baş ağrısı sebebi de söz konusu.

Yeni MacBook Pro üç farklı modelde satışa sunuluyor:

 

  1. 13-inç MacBook Pro, OLED Touch Bar ve Touch ID’si olmayan versiyonu, 2 GHz Intel Core i5 çift çekirdek işlemcili, Intel Iris Grafikli 540, 8 GB RAM, 256 GB SSD, 2x Thunderbolt 3. Bugün 1,499 Dolardan satışta.
  2. 13-inç MacBook Pro, OLED Touch Bar ve Touch ID’li versiyonu, 2.9 GHz Intel Core i5 çift çekirdek işlemcili, Intel Iris Graphics 550, 8 GB RAM, 256 GB SSD, 4x Thunderbolt 2-3 hafta içerisinde gönderilecek şekilde 1,799 Dolardan başlıyor.
  3. 15-inç MacBook Pro, OLED Touch Bar ve Touch ID’li versiyonu, 2.6 GHz Intel Core i7 dört çekirdek işlemcili, AMD Radeon Pro 450 Grafikli, 16 GB RAM, 256 GB SSD, 4x Thunderbolt 3. 2-3 hafta içerisinde gönderilecek şekilde 2,399 Dolardan başlıyor.

Siz gelişmiş versiyonuna geçiş yapmayı düşünüyor musunuz? OLED Touch Bar ’ın sizin günlük iş akışınıza ne derece uyumlu sağlayabileceğini düşünüyorsunuz?

Dell UP2516D Geniş Görüntüleme Açılı 4k Monitör İncelemesi

Fstoppers Reviews the Dell UP2516D Wide Gamut Monitor

Geçtiğimiz yıllarda, Dell farklı ekran boyutları ve çözünürlük seçeneklerine sahip Premier Colour özellikli UltraSharp geniş görüntüleme açılı ekonomik 4k monitör serisini satışa sundu. Premier Colour’ın ürün ve teknik özellikleri kâğıt üzerinde çok etkileyici, peki bu özellikler gerçek performansa ne kadar yansıyor? İşte sizinle tam 4 farklı 25 inç modelle yaklaşık 3 ay geçirdikten sonraki deneyimimi aktardığım detaylı analizimi paylaşıyorum.

Kısa bir süre önce fotoğrafçılar ve rötuş yapanlar için 4k monitörlere giriş adlı bir yazı yazmış ve burada Dell UP2516D modeline de uygun fiyatı ve ürün özellikleri sebebiyle önerilerim arasında yer vermiştim. Öncelikle belirtmeliyim ki, bu monitörü seçmemin nedeni çözünürlüğü ve geniş görüntüleme açılı renk alanı yaratmasıydı. Söz konusu modelin farklı ebatlarda ekran seçenekleri mevcut ama genelde ekranla aramda tuttuğum mesafeyi göz önüne bulundurarak 25 inçin benim için en ideal boyut olduğuna karar vermiştim. Eğer sizde ne kadar büyük o kadar iyi diye düşünenlerdenseniz, bir çok özelliği 25 inçle aynı olan 27 inçlik ekranı satın almayı düşünebilirsiniz.

4k Monitör : İlk Bakış

Dell UP2516D 2560×1440 (QHD) çözünürlüğe sahip ve 100% Adobe RGB, 100% sRGB, REC709 ve 98% DCI-P3 renk alanlarını kapsıyor. Ayrıca paneli de IPS panel. Tüm bu ürün özellikleri sayesinde fotoğrafçılık ve video işlerinde olan profesyoneller için ideal bir monitör olduğu söylenebilir. Adobe RGB monitör, internet standart sRGB monitörlere göre, hem görüntüleme hem de baskı öncesi işlemler için harika sonuçlar verecektir. Bunun yanı sıra renk alanları ya da kâğıt, multimedya, standart, oyun ve film gibi önceden programlanmış opsiyonlar arasındaki geçiş monitör üzerindeki düğmeler aracılığıyla kolayca yapılabilir.

4k Monitör üzerinde 4’ü arka tarafta 2’si monitörün sol alt kısmında yer alacak şekilde konumlandırılmış 6 adet USB 3.0 çıkışı var. Bellek çubuğu, ekran kalibratörü, kart okuyucu ve benzeri USB ile çalışan aletleri sıklıkla kullanıyorsanız, bu USB çıkışları çok işinize yarayacaktır.

Ayrıca, gerçekten ince olan kenarları, kapasitif dokunmatik ayar düğmeleri ile modern ve gösterişli bir tasarıma sahip. Ne yazık ki diğer Dell ürünlerinin yanında verilen monitör kapağının bu monitör ile birlikte verilmiyor olması biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Siz de benim gibi yan ürün satan firmaların ürettiği bir monitör kapağı kullanabileceğinizi düşünebilirsiniz, ancak ne yazık ki bu monitör pek de monitör kapağıyla kullanılmaya uygun bir tasarıma sahip değil. Pchood’un profesyonel monitör kapağını alarak bu monitörle kullanmak istedim. Her ne kadar kapak monitöre tam otursa da monitörün ayağı (standı) bu kapağı taşıyabilecek kadar güçlü yapılmamış. Monitörü kapak takılıyken kullanmak neredeyse imkansız, çünkü her seferinde monitör aşağıya kayıp duruyor. Ayrıca da monitörü kapakla kullanmak istiyorsanız, iki USB girişini de bu yüzden kaybetmiş oluyorsunuz.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/10/dell_up2516d_wide_gamut_monitor_review_inputs_bezel_detail.jpg

4k monitör Gövde ve Panel Kalitesi

Dış gövdenin kalitesi – zayıf stant dışında – oldukça iyi. Ayrıca, 25 inç ekranda QHD çözünürlüğün bir avantajı olarak, metinler çok net ve uzun saatler boyunca okuması çok rahat. Tüm rötuş işlemleri boyunca değişim derecesi kusursuzdu ve renk düzeltmeleri genelde gayet iyiydi. Ancak, başta da bahsettiğim gibi bazı iç kalite problemleri sebebiyle ben bu monitörü 4 defa yenisiyle değiştirmek durumunda kaldım. İlk üç monitör de renk düzeltmesi açısından verdiği sözü tutuyordu ama son monitör homojenlik konusunda biraz problemliydi, sağ köşede kırmızı/pembe renk dengesizliği ve sol köşede yeşil/sarı renk dengesizliği vardı.

Rengin kritik olduğu iş kollarında çalışan, mesela fotoğrafçılar, rötuş yapanlar ve video işinde olan profesyoneller için bu büyük bir sorun yaratabilir. Monitörün ayarlar menüsünde “homojenlik telafisi” opsiyonu olmasına rağmen bu sorun karşısında pek bir işe yaramadı. Aslına bakarsanız homojenlik telafisi opsiyonu sadece özel renk ayarları üzerinde çalışıyor, dolayısıyla eğer doğal Adobe RGB ya da sRGB söz konusuysa o zaman bu ayarı kullanamıyorsunuz. Bu gerçekten çok tuhaf bir durum; çünkü Dell monitörün tanıtımını yaparken “ayar raporu dahil fabrika ayarlı” olduğunu belirtiyor, oysa homojen panele ihtiyacınız varsa monitörü özel renk ayarlarında kullanmak zorundasınız.

Kullandığım ilk monitörde kocaman bir arka ışık sızıntısı vardı. Bu aslında IPS monitörlerde rastlanan bir sorun ve son 6-7 yıl içerisinde kullandığım bir çok monitörde ben de aynı sorunla karşılaştım. Dell tarafından “premium panel garantisi” verilen bu premier monitörde gerçekten de sızıntı yapmayan homojen bir IPS paneli görebilmeyi çok isterdim. Ancak, kullandığım 4 monitörde de aynı arka ışık sızıntısı problemiyle karşılaştım ve hatta görüntünün ortasında koyu hareler de oluştuğu oldu.

4k Monitör Panel

Panel üzerinde yaşadığım sorunlar arka ışık sızıntısıyla sınırlı kalmadı. Monitörlerden ikisinde kırmızı sıkışmış piksel ve ölü piksel sorunuyla da karşılaştım. Bir çok marka bir adet ölü ya da sıkışmış pikseli bile garanti kapsamına dahil ederken, Dell Premium panel garantisi sadece parlak pikselleri kapsıyor. Bana sorarsanız ölü piksel parlak piksele kıyasla çok daha büyük bir sorun ve sene 2016 olmuşken hala ekranda ölü piksel görüyor olmak çok rahatsız edici bir durum.

Bu homojenlik ve panel sorunları yüzünden ilk üç monitörü Dell’e iade ettim ve son monitör üzerinde de renk dengesizliği sorunları yüzünden donanım kalibrasyonu yapmak istemedim. Şu ana kadar doğal ayarları kullandım ve en azından ekranın orta kısmında yer alan sonuçlardan memnunum.

https://cdn.fstoppers.com/styles/full/s3/media/2016/10/10/dell_up2516d_wide_gamut_monitor_review_backlight_bleed_sample.jpg

4k Monitör Artıları

  • İnce kenarlar
  • Genel tasarımı
  • Kolay menü sistemi
  • 6 USB çıkışı
  • Giriş opsiyonları (ekran çıkışı, mini ekran çıkışı, 2x HDMI)
  • Mini ekran çıkışı kablosunun dahil olması
  • Ekonomik fiyatı

4k Monitör Eksileri

  • Homojen olmayan panel
  • Ekstrem arka ışık sızıntısı
  • Ölü piksel ihtimali
  • Zayıf monitör ayağı
  • Monitör kapağı olmaması
  • Garanti: Dell bu konuda sınıfta kalıyor. Sorunlu monitör yerine size yepyeni bir monitör göndermek yerine, daha önce hata sebebiyle geri gönderilmiş ve tamir edilmiş olan monitörleri size göndermeye devam ediyor. Dolayısıyla, Dell sizi fabrikada elden geçirilmiş hatalı ürünler girdabına sürüklemiş oluyor.

4k Monitör Sonuç

Eğer peşinde olduğunuz şey geniş görüntüleme açılı bir 4k monitör ise, size başka bir markanın farklı bir modeline yönelmenizi tavsiye ederim. Tabi sorunsuz bir ürüne denk geleceğinize dair bir inancınız varsa, o ayrı. Bu serinin bazı kabul edilemez üretim sorunları olduğu çok açık. Aslında, olay çok basit; tüketiciler sadece kendilerine taahhüt edilmiş olanı karşılarındaki üründe de görmek istiyorlar. Söz konusu olan önünde saatlerinizi geçirdiğiniz monitörlerse, kaliteye dair en ufak bir detay bile çok büyük önem taşıyor. Ayrıca, üreticilerin kabul etmesi gereken bir diğer husus da artık günümüzde teknoloji satın almanın şansa bağlı bir yanının kalmamış olması. İyi bir kalite kontrol yönetimi ve hatasız üretimle buna benzer sorunlar rahatlıkla giderilebilir.

Eğer Dell UP2516D veya UP2716D 4k monitör kullanıcısıysanız, lütfen görüşlerinizi ve yorumlarınızı yorumlar bölümünde benimle paylaşın.

 

Yazar ve Kaynak :  Burak Erzincanli

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here